CEVAP 131 : Özellikle işe iade davası kararlarının temyiz edilmesi nedeniyle işçinin işverene ne zaman başvuracağı konusunda uygulamada bir tartışma yaşanmaktaydı. Yargıtay’ın internet sitesinde kararın onandığını görüp işverene başvuranlar henüz Yargıtaydan dosyanın dönmediğini ve kararın tebliği işleminin gerçekleşmediğinden bahisle karışıklıklar olabiliyordu.
T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2007/16048 K. 2008/9179 T. 18.4.2008 tarihli kararının ilgili bölümü aşağıdaki gibidir:
Davacı, davalı tarafından iş aktinin haklı neden olmadan feshedildiği için açtığı işe iade davasının kesinleştiğini, işe başlama talebinin artniyetli olarak kabul edildiğini, dört aylık ücret alacağı hakkında yaptığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı, davacının işe başlamasının kabul edilmesine rağmen gelip başlamadığını savunmuştur.
Mahkemece davacının internet ortamında öğrendiği tarih itibariyle işe başlatma talebinde bulunmasında yasal engel olmadığı kabul edilerek itirazın iptaline karar verilmiştir.
Bakırköy 1.İş Mahkemesi tarafından davacının iş aktinin feshinin geçersizliğine dair verilen karar Dairemizin 23.01.2006 tarihli kararıyla onanmıştır. Davacı internet ortamında onama kararını 14.02.2006 tarihinde öğrenip aynı tarihte işe başlama talebinde bulunmuştur. Davalı istemini kendine ulaşmasından sonra ilgili mahkemeden 21.02.2006 tarihli yazısıyla dosyanın temyiz incelemesinden dönmediğine ilişkin derkenar yazı almıştır. Onama kararı mahkemece davacıya tebliğ edildikten sonra yapılan işe başlama başvurusuna davalı olumlu cevap vermiş ancak davacı başka işte çalıştığı için başlamamıştır.
Uyuşmazlık internet ortamında öğrenilen onama kararının tebligat yerine geçip geçmediğine ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21./son maddesinde ”işçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır…” hükmü bulunmaktadır. Yasa koyucu burada mahkemece kararın davacıya tebliğini şart koşmuştur. Yazılı yapılacak tebligat aynı zamanda işverende de tereddüt yaratmayacak şekilde açık olacaktır. Somut olayda davalı kendine yasal sürede yapılan başvuruya olumlu yanıt vermiş ancak davacı işe başvurmamaştır. Bu nedenle davanın reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.