Giriş

Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması

Çocuk pornografisi ile ilgili suçlar son zamanlarda artmış olup kolluk kuvvetlerinin uluslararası işbirlikleriyle de suçluların teknik takibi kolaylaşmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 226/3 maddesinde düzenlenen çocuk pornografisi ile ve TCKK 226/4 maddesinde düzenlenen doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlarla ilgili ceza mevzuatı ve uluslar arası düzenlemeler eşliğinde konu incelenmeye çalışılacaktır.
Çocuk pornografisi TCK’nun 226. maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçtur. Maddede pornografi ve çocuk pornografisi terimlerine yer verilmemişse de müstehcenlik suçu içerisinde düzenlenmiştir. Müstehcenlik kavramı daha geniş ve pornografi kavramını da içerisine alan bir anlama sahiptir. Ancak ‘çocuk pornografisi’ artık uluslar arası hukukta da kabul edilmiş bir terimdir. Ülkemizin de taraf olduğu Sözleşme ve Protokollerde söz konusu terim kullanılmaktadır.
Son yıllarda Türkiye de dahil olmak üzere bir çok ülkede çocuk pornosu veya çocuk pornografisi olarak nitelendirilen müstehcen içerikli fotoğraf veya videolarda ciddi bir artış gözlemlenmiştir.
Uygulamalarda görülen en büyük sorun bu türden çocuk pornosu veya çocuk pornografisi içerikli fotoğraf veya videolara bakan bunları izleyen, bilgisayarlarında veya diğer depolama araçlarında bunları saklayan kişilerin hukuken cezai sorumlu olup olmadıkları yönündedir.
Özellikle son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlar Dairesi Başkanlığı’nın Bilişim Yolu ile Çocuğun Cinsel İstismarı/NCMEC konulu yazılarıyla NCMEC (National Center for Missing & Exploited Children) ABD Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi (NCMEC) üye servis sağlayıcılarının facebook, twitter gibi bildirdiği çocuk pornografisi yüklemelerini düzenli olarak raporladığı, Çocuğun Cinsel İstismarı konulu CyberTipline (Çocuk İstismarı Raporlama Sistemi) raporuna istinaden gönderilen IP (İnternet Protokol) Numarası ve diğer veriler üzerinden yapılan inceleme ve tespit sonrasında belirlenen kişinin ev veya işyerinde arama yapılarak bilgisayar,cd-rom,hardisk,flashdisk,hafıza kartı gibi materyaller üzerinde inceleme yapıldığı gözlemlenmektedir.
Her olay için somut farklılıklar gözetileceğini belirtmekle birlikte aşağıdaki kanun maddeleri ve Yargıtay uygulamaları gereğince internette izlemek de dahil olmak üzere bilgisayar,cd-rom, hard disk, flash disk, hafıza kartı gibi materyaller içerisinde çocuk pornosu veya çocuk pornografisi içerikli fotoğraf veya videoları ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Sorular

Müstehcenlik nedir?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/603 E. , 2015/66 K. 24.03.2015 tarihli kararında da belirtildiği üzere Müstehcen kelimesi Arapça lisanında yer alan ‘Hücnet’ kelimesinden türeyerek Türkçeye geçmiş olup ‘Hücnet’ kelimesi sözlüklerde; ‘Soysuzluk, karışıklık, bayağılık, aşağılık, kötü davranış’ olarak tarif edilmektedir. Bu tarife bağlı olarak aynı sözlüklerde ‘müstehcen’ kelimesi; ‘Ayıp, terbiyesizce, iğrenç, açık saçık, edepsizcesine, edebe aykırı, yakışıksız’ olarak açıklanmaktadır.
Günümüzde çoğu ülkeler müstehcen malzemeleri yasaklayan kanunlar kabul etmiş ve ceza kanunlar aracılığıyla bir denetim sağlamaya çalışmıştır. Asıl konumuz TCK’nun 226. maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçtur. Maddede pornografi ve çocuk pornografisi terimlerine yer verilmemişse de müstehcenlik suçu içerisinde düzenlenmiştir. Müstehcenlik kavramı daha geniş ve pornografi kavramını da içerisine alan bir anlama sahiptir. Ancak ‘çocuk pornografisi‘ artık uluslar arası hukukta da kabul edilmiş bir terimdir. Ülkemizin de taraf olduğu Sözleşme ve Protokollerde söz konusu terim kullanılmaktadır.
Suçun konusu çocuğun kullanıldığı müstehcen üründür. Kanunda ‘Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan’ şeklinde ifade edilmiştir. TCK’nun 226. maddesinin 3. fıkrasında iki ayrı suç tanımına yer verilmiş olup bu husus fıkranın gerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir;

Çocuk pornosu veya çocuk pornografisi içeren fotoğraf veya videoya bakmak suç mudur?

Son yıllarda Türkiye de dahil olmak üzere bir çok ülkede çocuk pornosu veya çocuk pornografisi olarak nitelendirilen müsthehcen içerikli fotoğraf veya videolarda ciddi bir artış gözlemlenmiştir.
Uygulamalarda görülen en büyük sorun bu türden çocuk pornosu veya çocuk pornografisi içerikli fotoğraf veya videolara bakan bunları izleyen, bilgisayarlarında veya diğer depolama araçlarında bunları saklayan kişilerin hukuken cezai sorumlu olup olmadıkları yönündedir.
Özellikle son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlar Dairesi Başkanlığı’nın Bilişim Yolu ile Çocuğun Cinsel İstismarı/NCMEC konulu yazılarıyla NCMEC (National Center for Missing & Exploited Children) ABD Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi (NCMEC) üye servis sağlayıcılarının facebook, twitter gibi bildirdiği çocuk pornografisi yüklemelerini düzenli olarak raporladığı, Çocuğun Cinsel İstismarı konulu CyberTipline (Çocuk İstismarı Raporlama Sistemi) raporuna istinaden gönderilen IP (İnternet Protokol) Numarası ve diğer veriler üzerinden yapılan inceleme ve tespit sonrasında belirlenen kişinin ev veya işyerinde arama yapılarak bilgisayar,cd-rom,hardisk,flashdisk,hafıza kartı gibi materyaller üzerinde inceleme yapıldığı gözlemlenmektedir.
Her olay için somut farklılıklar gözetileceğini belirtmekle birlikte aşağıdaki kanun maddeleri ve Yargıtay uygulamaları gereğince internette izlemek de dahil olmak üzere bilgisayar,cd-rom, hardisk, flashdisk, hafıza kartı gibi materyaller içerisinde çocuk pornosu veya çocuk pornografisi içerikli fotoğraf veya videoları ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Erotik veya porno içeren fotoğraf veya videoya bakmak suç mudur?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/603 E. , 2015/66 K. 24.03.2015 tarihli kararı.

Öncelikle müstehcenlik kelimesi üzerinde durulmasında yarar vardır. Müstehcen kelimesi Arapça lisanında yer alan ‘Hücnet’ kelimesinden türeyerek Türkçeye geçmiş olup ‘Hücnet’ kelimesi sözlüklerde; ‘Soysuzluk, karışıklık, bayağılık, aşağılık, kötü davranış’ olarak tarif edilmektedir. Bu tarife bağlı olarak aynı sözlüklerde ‘müstehcen’ kelimesi; ‘Ayıp, terbiyesizce, iğrenç, açık saçık, edepsizcesine, edebe aykırı, yakışıksız’ olarak açıklanmaktadır
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun müstehcenlik başlıklı 226.maddesi aşağıdaki gibidir.

Müstehcenlik
Madde 226- (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,
b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten,
c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden,
d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren,
e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan,
f) Bu ürünlerin reklamını yapan,
Kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(6) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(7) Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz.

 
Görüldüğü üzere Türk Ceza Kanununda erotik veya pornografik ögeler içeren fotoğraf veya videoların izlenmesi açıkça suç olarak düzenlenmemiş sadece TCK 226/3 kapsamında kalan çocuklara ilişkin müstehcen görüntülerle, TCK 226/4 kapsamında kalan Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin müstehcen görüntülere ilişkin bir yasaklama getirilmiştir.
Ancak uygulamada özellikle son tarihli Yargıtay uygulamalarında TCK 226/4 kapsamında ifade edilen “doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar”ın hangi türden müstehcen görüntüleri içermesi gerektiği konusundaki belirlemeleri tartışma getirmiştir.
Doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranış tanımıyla ilgili olarak Yargıtay’ın son tarihli kararları uygulamada tartışma yaratmıştır.
Konuya ilişkin olarak http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20732955.asp 10.06.2012 tarihinde yayınlanan haber aşağıdaki gibidir;
“Yargıtay, anal ve oral seksi şiddet içeren ilişki (tecavüz, sado-mazo), hayvanlarla ilişki, ölülerle ilişki gibi ilişki türleriyle bir tuttu. Bu yorumunu kanundaki “doğal olmayan ilişki” ifadesine dayanarak yapan Yargıtay, evinde anal ve oral seks görüntüleri içeren CD bulundurana 1- 4 yıl arası hapis cezası verilmesini istedi.

Mevzuat

Türk Ceza Kanunu

 TÜRK CEZA KANUNU
Tanımlar
MADDE 6.  [1] Ceza kanunlarının uygulanmasında;
a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,
b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,
İnsanlığa karşı suçlar
MADDE 77.  [1] Aşağıdaki fiillerin, siyasal, felsefî, ırkî veya dinî saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plân doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur:
a) Kasten öldürme.
b) Kasten yaralama.
c) İşkence, eziyet veya köleleştirme.
d) Kişi hürriyetinden yoksun kılma.
e) Bilimsel deneylere tâbi kılma.
f) Cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı.
g) Zorla hamile bırakma.
h) Zorla fuhşa sevketme.
[2] Birinci fıkranın (a) bendindeki fiilin işlenmesi halinde, fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına; diğer bentlerde tanımlanan fiillerin işlenmesi halinde ise, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Ancak, birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.
[3] Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
[4] Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.(Ağır Ceza)
Çocukların cinsel istismarı
MADDE 103.  [1] Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;
a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
Anlaşılır. (Asliye Ceza)
[2] Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.(Ağır Ceza)
[3] (8.7.2005 T. 5377 sk değ.) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
[4] Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
[5] Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
[6] Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
[7] Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.(Ağır Ceza)
Reşit olmayanla cinsel ilişki
MADDE 104.  [1] Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Sulh Ceza)
[2] Fail mağdurdan beş yaştan daha büyük ise, şikâyet koşulu aranmaksızın, cezası iki kat artırılır.
Cinsel taciz
MADDE 105.  [1] Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur.
[2] (8.7.2005 T. 5377 sk değ.) Bu fiiller; hiyerarşi, hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz.(Sulh Ceza)
Müstehcenlik
MADDE 226.  [1] a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,
b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten,
c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden,
d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren,
e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan,
f) Bu ürünlerin reklamını yapan,
Kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.(Sulh Ceza)
[2] Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(Asliye Ceza)
[3] Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Asliye Ceza)
[4] Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(Asliye Ceza)
[5] Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Asliye Ceza)
[6] Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
[7] Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz.
Fuhuş
MADDE 227.  [1] Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun işlenişine yönelik hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.
[2] Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır.
[3] Fuhuş amacıyla ülkeye insan sokan veya insanların ülke dışına çıkmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkralara göre cezaya hükmolunur.
[4] Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
[5] Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlât edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
[6] Bu suçların, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
[7] Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
[8] Fuhşa sürüklenen kişi, tedavi veya terapiye tabi tutulur. (Asliye Ceza)
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun müstehcenlik başlıklı 226.maddesinin ilgili bölümü aşağıdaki gibidir.

TCK 226/3 (1.cümle)
Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
TCK 226/3 (2.cümle)
Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

1-Müstehcen görüntü yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması;
Burada üzerinde durulması gereken ilk önemli husus ‘üretmek’ terimidir. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre üretmek ekonomik bir etkinlik sonucu ürün elde etmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek anlamlarına gelmektedir. Örneğin çocuğun kullanıldığı müstehcen filmi çekmek, bir dergiye basım amacıyla fotoğrafını çekmek veya tap etmek bu meyanda kabul edilebilir. NND sözlükteki karşılığı ise doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul, bir oluşum, işlem ya da yapım sonucu elde edilen nesne olarak tarif edilmiştir. Diğer taraftan ‘kullanma’ kavramı üzerinde de durulmasında fayda vardır. Öğretide Prof. Dr. Veli Özer Özbek müstehcen ürünlerin üretilmesinde çocuğun kullanılması çocuğun cinsel istismar boyutuna ulaşmış hareketler olarak anlaşılması gerektiğini ancak Alman Ceza Kanunununda olduğu gibi kullanmak eyleminin çocuğun cinsel istismarı boyutuna ulaşmasının aranmadığını bununla birlikte çocuğun sadece bulunması bu suçun oluşması bakımından yeterli olmadığı eylemin kullanma boyutuna ulaşmasının da şart olduğunu ifade etmektedir.
Kanaatimizce de üretiminde çocuğun kullanıldığı bir ürünün TCK’nun 226 maddesinin 3. fıkrasındaki suçu oluşturabilmesi için çocuğa yönelik cinsel davranışlar içermesi ve cinsel arzuları tahrik etme amacına yönelik olması gerekir. Bu nedenle çocuğun müstehcen görüntüsünün çekilmesi kullanma olarak nitelendirilemez. Çocuğun rızasının bulunması da suçun oluşumuna etkili değildir. Her ne kadar cinsel istismar suçu bakımından 5237 sayılı TCK’nu 0-15 yaş grubundaki çocukların rızalarına itibar etmemiş, 16-18 yaş grubundaki çocuklara ise suçun oluşumu için cebir, tehdit veya hilenin varlığını aramakta ise de müstehcenlik suçu yönünden bunun bir önemi yoktur. Zira bu suç için korunan yarar toplum menfaatidir. Bu nedenle çocuğun kendi rızasıyla müstehcen görüntüsünü çekip kullanması suçun oluşumuna engel değildir.
Bu itibarla ‘kullanmadan’ söz edilebilmesi için yapılan eylemin cinsellik taşıması zorunludur. Ayrıca bu nitelikteki bir ürünün üretiminde çocuğun cinsel bir eylemi bizzat gerçekleştirmesi ya da eylemin çocuk üzerinde gerçekleştirilmesi şart olmayıp, çocuğun yer aldığı cinsel davranışları konu olan bir ürün bakımından da söz konusu eylem bir cinsel istismar niteliği taşıdığı sürece çocuğun ‘kullanıldığı’ kabul edilmelidir. (Doç. Dr. Veli Özer Özbek, Müstehcenlik Suçu shf. 127)
Diğer taraftan bu suçun oluşması için cinsel davranışın bizzat çocuğun kendisi tarafından gerçekleştirilmiş olması halinde de yeterli ise de kanun metni karşısında başka birisi tarafından yönlendirilmiş olması zorunludur.
2-Çocukların kullanıldığı müstehcen ürünleri ülkeye sokmak, çoğaltmak, satışa arz etmek, satmak, nakletmek, depolamak, ihraç etmek, bulundurmak, ya da başkalarının kullanımına sunmak;
Suç seçimlik hareketli olarak düzenlenmiştir. Bunlar;
A-Ülkeye sokmak; ithal etmek, yabancı bir ülkeden yurda getirilmesini ifade etmektedir. Ülkeye ne şekilde sokulduğunun bir önemi bulunmamakla birlikte internet ve benzer yolların kullanılması durumunda TCK’nun 226. maddenin beşinci fıkrası üzerinde durulmalıdır. Ayrıca failin ticari bir amaç güttüğü de değerlendirilmelidir.
B-Çoğaltmak; kopyalamak, sayı ve miktarını arttırmak anlamlarına gelmektedir. Ne kadar bir miktar arttırıldığında çoğaltmadan söz edileceği konusunda kanunda bir hüküm bulunmamakla birlikte kişisel kullanım olarak değerlendirilemeyecek bir miktar olması gerekir.
C-Satışa arz etmek;
D-Satmak;
E-Nakletmek;
F-Depolamak;
G-İhraç Etmek;
H-Başkalarının kullanımına sunmak; çocukların kullanıldığı müstehcen ürünü bir kimseye kullanması gayesiyle verme, gönderme veya bir şekilde kullanımına sunma anlamına gelmektedir. Kiralama ve ödünç verme durumunda da başkalarının kullanımına sunma söz konusudur.
I-Bulundurmak; hazır bulunmasını sağlamak, çocukların kullanıldığı müstehcen ürün üzerinde fiili egemenlik kurma olarak anlaşılabilir. Burada failin saikinin bir önemi yoktur.Bu nedenle ticari veya şahsi bir amaca yönelik olabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 1.10.2007 gün ve 2007/9649 Esas, 2007/ 6954 sayılı kararında ‘Sanığın internet ortamında müstehcen vasıfta görüntüleri temin ettiğinin öğrenilmesi üzerine usulüne uygun arama ve elkoyma kararları doğrultusunda evinde ele geçirilen iki bilgisayara ait kayıtlar ile beş adet CD’nin incelenmesinde çocukpornografisi içerikli çok sayıda görüntüye rastlandığı, ülkemizin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 34/c maddesiyle ‘çocukların pornografik nitelikteki gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini önlemek amacıyla her türlü önlemi alma’, Uluslararası Çalışma Örgütünce kabul edilen 182 sayılı Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Sözleşmesinin 1 ve 3/b maddeleriyle ‘pornografik yayınların üretiminde veya pornografik gösterilerde kullanılmasını, bunlar için tedarikini ya da sunumunun yasaklanmasını ve ortadan kaldırılmasını temin edecek ivedi ve etkin tedbirleri alma’, ayrıca Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve ÇocukPornografisi İle İlgili İhtiyari Protokolün 1, 2/c, 3/1, 3/1-c ve 3/3. maddeleriyle de, ‘ülke içinde veya ülke dışında veya ferdi veya örgütlü bir biçimde işlenmiş olup olmadığına bakılmaksızın çocuk pornografisinin üretimi, dağıtımı, yayılması, ithali, ihracı, sunumu, satışı veya kasıtlı zilyetliğini suç ve ceza yasalarının tam anlamıyla kapsamı içine girdiğini garanti etme ve fiillerin vahametini dikkate alan uygun cezalarla cezalandırılabilir suçlar haline getirme’ yi kabul ettiği, bu uluslararası yükümlülükler paralelinde düzenlenen 5237 sayılı TCK’nun 226/3.maddesinde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arzı, satışı, nakli, ihracı veya başkalarının kullanımına sunulmasının yanında, bu ürünlere olan talebin azaltılmasının da çocuklara dolaylı koruma sağlayacağı düşünülerek, kasıtlı olarak yapılan kişisel amaçlı bulundurma ve depolamanın da suç sayıldığı, müstehcen görüntülerin miktarına, niteliğine ve oluşturulma biçimine göre uzun süre içerisinde ve kasten yapıldığı anlaşılan ‘çocuk pornografisine ilişkin çok sayıda görüntüyü bilgisayar sistemi vasıtasıyla temin edip bilgisayarına ve CD’ye sistematik biçimde depolama ve bulundurma’ fiilinin kişisel amaçlı dahi olsa 5237 sayılı TCK’nun 226/3. maddesine uyan suçu oluşturduğunun anlaşılması karşısında mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, delillerle iddia ve savunma duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün tebliğname gibi onanmasına’ denilerek sistematik olarak yapılan depolama ve bulundurma eylemi müstehcenlik suçu olarak kabul edilmiştir.
 

(3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. ***
*** (3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. 
24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle, bu fıkrada yer alan “çocukları” ibaresi “çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri” şeklinde değiştirilmiştir.

 
 

  1. MADDE GEREKÇESİ

MADDE 226 – Madde metninde, müstehcenlik ve çocukların bu tür zararlı yayınlara karşı korunmasına ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Normatif (değerlendirilebilir) bir unsur niteliğini taşıyan müstehcenlik kavramının içeriğinin belirlenmesinde, toplumda egemen olan değer ölçüleri ve yukarıdaki madde gerekçesinde hayasızca hareketler kavramına yönelik olarak yapılan açıklamalar, göz önünde bulundurulmalıdır.
Maddenin birinci fıkrasında müstehcenlikle ilgili çeşitli davranışlar, suç olarak tanımlanmıştır. Fıkranın (a) bendinde, bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin verilmesi ya da bunların içeriğinin gösterilmesi, okunması, okutulması veya dinletilmesi; (b) bendinde ise, bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösterilmesi, görülebilecek şekilde sergilenmesi, okunması, okutulması, söylenmesi veya söyletilmesi, suç olarak tanımlanmıştır.
Fıkranın (c) bendine göre, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arzedilmesi, suç oluşturmaktadır. (d) bendine göre, bu ürünler, ancak, bunların satışına özgü alışveriş yerlerinde, erişkin kişilere satılabilir veya kiraya verilebilir. Bu itibarla, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa veya kiraya arzedilmesi, satılması veya kiraya verilmesi, suç olarak tanımlanmıştır.
Fıkranın (e) ve (f) bentlerine göre; müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak başkalarına verilmesi veya dağıtılması ya da reklamının yapılması, suç oluşturacaktır.
Seçimlik hareketler olan bu fiillerin işlenmesi suretiyle bir kazanç elde edilebileceği için, bu suçun karşılığında hapis cezasının yanı sıra adlî para cezası da öngörülmüştür.
Maddenin ikinci fıkrasında, müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin basın ve yayın yolu ile yayınlanması veya yayınlanmasına aracılık edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.
Üçüncü fıkrada, müstehcenliğe karşı çocukları korumaya yönelik iki ayrı suç tanımına yer verilmiştir. Bunlardan birincisi; müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması suretiyle oluşmaktadır. İkinci suç ise, bu ürünlerin ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arzı, satışı, nakli, depolanması, ihracı, bulundurulması ya da başkalarının kullanımına sunulması fiillerinden birinin işlenmesiyle oluşmaktadır.
Dördüncü fıkraya göre; şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünlerin üretilmesi, ülkeye sokulması, satışa arzı, satışı, nakli, depolanması, başkalarının kullanımına sunulması veya bulundurulması fiilleri suç oluşturmaktadır. Bu hükümle, belirtilen içerikte olan ürünler açısından mutlak bir yasak getirilmiştir.
Maddenin beşinci fıkrasına göre; üç ve dördüncü fıkralardaki suçların konusunu oluşturan ve müstehcenlik bakımından mutlak yasak kapsamına giren ürünlerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması, yayınlanmasına aracılık edilmesi ya da çocukların görmesinin, dinlemesinin veya okumasının sağlanması, ayrı bir suç oluşturmaktadır.
Son fıkrada ise, bu madde kapsamında tanımlanan suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı kabul edilmiştir.
 

  1. GÖREVLİ MAHKEME

Türk Ceza Kanunu’nun 226/1.maddesi için  Sulh Ceza Mahkemeleri, Türk Ceza Kanunu’nun 226/2-3-4-5 maddeleri için Asliye Ceza Mahkemeleri görevlidir.
Sulh Ceza Mahkemeleri kaldırıldığından tüm fıkralar için Asliye Ceza Mahkemeleri görevlidir.
 

*** 6545 Sayılı Kanun ile Kaldırılan Sulh Ceza Mahkemelerinin Derdest Dava Dosyalarına Bakıp Bakamayacaklarına İlişkin Duyuru
Bilindiği üzere; 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 28/06/2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Kanunun 84 üncü maddesiyle 5320 sayılı Kanuna eklenen Geçici 6 ncı maddenin birinci fıkrasında “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte Sulh Ceza Mahkemeleri kaldırılmıştır.” hükmü; üçüncü fıkrasındaki “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, Sulh Ceza Mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili Asliye Ceza Mahkemelerine devredilir.” hükmü ve yedinci fıkrasındaki “Sulh ceza hâkimlikleri faaliyete geçirilinceye kadar, sulh ceza mahkemelerinin görev alanına giren her türlü kararı vermeye kaldırılan sulh ceza mahkemeleri yetkilidir. Kaldırılan mahkemelerde bulunan ve kesinleşen dosyalara ait arşiv ve emanetler ile diğer evrak ve dokümanlar Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenecek mahkeme veya mahkemelere ya da hâkimliklere devredilir ve müteakip işlem ve talepler bu mahkemelerce veya hâkimliklerce yerine getirilir veya karara bağlanır.” hükmü birlikte değerlendirilerek Adalet Bakanlığı tarafından Sulh Ceza Hâkimlikleri ve Asliye Ceza Mahkemelerinin kurulmasını müteakip Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi tarafından Sulh Ceza Mahkemelerinden devredilecek dosyaların Asliye Ceza Mahkemelerine tevziine ilişkin kriterler belirlenerek tüm teşkilata duyurulacağı belirtilmiştir.
Bu itibarla; Anılan Kanunun öngördüğü bir aylık süre içerisinde, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Birinci Dairesi tarafından Sulh Ceza Mahkemelerinden devredilecek dosyaların Asliye Ceza Mahkemelerine tevziine ilişkin kriterler belirlenerek tüm teşkilata duyuruluncaya kadar Anılan Kanunun 84’üncü maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca sulh ceza mahkemelerinin derdest dava dosyalarını devretmeyerek bu dosyalara (duruşma, keşif, karar verme, iddianamenin iadesi ve kabulü gibi her türlü iş ve işlem gibi) bakmaya devam etmelerinin uygun olacağı düşünülmektedir.
Bilgilerine rica olunur.
http://www.hsk.gov.tr/DuyuruOku/531_6545-sayili-kanun-ile-kaldirilan-sulh-ceza-mahkemelerinin-derdest-dava-dosyalarina-bakip-bakamayacak.aspx 

 

  1. ZAMANAŞIMI

226/1

Dava zaman aşımı süresi
sekiz yıl

Ceza zamanaşımı süresi
on yıl

 

226/2

sekiz yıl

on yıl

226/3

onbeş yıl

yirmi yıl

226/3

sekiz yıl

on yıl

226/4

sekiz yıl

on yıl

226/5

onbeş yıl

yirmi yıl

İNTERNET  ORTAMINDA   YAPILAN YAYINLARIN    DÜZENLENMESİ   VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN

Eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı ve ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si 
MAD­DE 8 (1) İn­ter­net or­ta­mın­da ya­pı­lan ve içe­ri­ği aşa­ğı­da­ki suç­la­rı oluş­tur­du­ğu hu­su­sun­da ye­ter­li şüp­he se­be­bi bu­lu­nan ya­yın­lar­la il­gi­li ola­rak eri­şi­min en­gel­len­me­si­ne ka­rar ve­ri­lir:
a) 26/9/2004 ta­rih­li ve 5237 sa­yı­lı Türk Ce­za Ka­nu­nun­da yer alan;
1) İn­ti­ha­ra yön­len­dir­me (mad­de 84),
2) Ço­cuk­la­rın cin­sel is­tis­ma­rı (mad­de 103, bi­rin­ci fık­ra),
3) Uyuş­tu­ru­cu ve­ya uya­rı­cı mad­de kul­la­nıl­ma­sı­nı ko­lay­laş­tır­ma (mad­de 190),
4) Sağ­lık için teh­li­ke­li mad­de te­mi­ni (mad­de 194),
5) Müs­teh­cen­lik (mad­de 226),
6) Fu­huş (mad­de 227),
7) Ku­mar oy­nan­ma­sı için yer ve im­kân sağ­la­ma (mad­de 228),
suç­la­rı.
b) 25/7/1951 ta­rih­li ve 5816 sa­yı­lı Ata­türk Aley­hi­ne İş­le­nen Suç­lar Hak­kın­da Ka­nun­da yer alan suç­lar.
(2) Eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı, so­ruş­tur­ma ev­re­sin­de hâ­kim, ko­vuş­tur­ma ev­re­sin­de ise mah­ke­me ta­ra­fın­dan ve­ri­lir. So­ruş­tur­ma ev­re­sin­de, ge­cik­me­sin­de sa­kın­ca bu­lu­nan haller­de Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı ta­ra­fın­dan da eri­şi­min en­gel­len­me­si­ne ka­rar ve­ri­le­bi­lir. Bu du­rum­da Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı ka­ra­rı­nı yir­mi­dört sa­at için­de hâki­min ona­yı­na su­nar ve hâkim, ka­ra­rı­nı en geç yir­mi­dört sa­at için­de ve­rir. Bu sü­re için­de ka­ra­rın onay­lan­ma­ma­sı halin­de ted­bir, Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı ta­ra­fın­dan der­hal kal­dı­rı­lır. Ko­ru­ma ted­bi­ri ola­rak ve­ri­len eri­şi­min en­gel­len­me­si­ne iliş­kin ka­ra­ra 4/12/2004 ta­rih­li ve 5271 sa­yı­lı Ce­za Mu­ha­ke­me­si Ka­nu­nu hü­küm­le­ri­ne gö­re iti­raz edi­le­bi­lir.
(3) Hâ­kim, mah­ke­me ve­ya Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı ta­ra­fın­dan ve­ri­len eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı­nın bi­rer ör­ne­ği, ge­re­ği ya­pıl­mak üze­re Baş­kan­lı­ğa gön­de­ri­lir.
(4) İçe­ri­ği bi­rin­ci fık­ra­da be­lir­ti­len suç­la­rı oluş­tu­ran ya­yın­la­rın içe­rik ve­ya yer sağ­la­yı­cı­sı­nın yurt dı­şın­da bu­lun­ma­sı ha­lin­de ve­ya içe­rik ve­ya yer sağ­la­yı­cı­sı yurt için­de bu­lun­sa bi­le, içe­ri­ği bi­rin­ci fık­ra­nın (a) ben­di­nin (2) ve (5) nu­ma­ra­lı alt bent­le­rin­de ya­zı­lı suç­la­rı oluş­tu­ran ya­yın­la­ra iliş­kin ola­rak eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı re’sen Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan ve­ri­lir.  Bu ka­rar, eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na bil­di­ri­le­rek ge­re­ği­nin ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si is­te­nir.
(5) Eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı­nın ge­re­ği, der­hal ve en geç ka­ra­rın bil­di­ril­me­si anın­dan iti­ba­ren yir­mi­dört sa­at için­de ye­ri­ne ge­ti­ri­lir.
(6) Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan ve­ri­len eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı­nın ko­nu­su­nu oluş­tu­ran ya­yı­nı ya­pan­la­rın kim­lik­le­ri­nin be­lir­len­me­si ha­lin­de, Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan, Cum­hu­ri­yet baş­sav­cı­lı­ğı­na suç du­yu­ru­sun­da bu­lu­nu­lur.
(7) So­ruş­tur­ma so­nu­cun­da ko­vuş­tur­ma­ya yer ol­ma­dı­ğı ka­ra­rı ve­ril­me­si ha­lin­de, eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı ken­di­li­ğin­den hü­küm­süz ka­lır. Bu du­rum­da Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı, ko­vuş­tur­ma­ya yer ol­ma­dı­ğı ka­ra­rı­nın bir ör­ne­ği­ni Baş­kan­lı­ğa gön­de­rir.
(8) Ko­vuş­tur­ma ev­re­sin­de be­ra­at ka­ra­rı ve­ril­me­si ha­lin­de, eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı ken­di­li­ğin­den hü­küm­süz ka­lır. Bu du­rum­da mah­ke­me­ce be­ra­at ka­ra­rı­nın bir ör­ne­ği Baş­kan­lı­ğa gön­de­ri­lir.
(9) Ko­nu­su bi­rin­ci fık­ra­da sa­yı­lan suç­la­rı oluş­tu­ran içe­ri­ğin ya­yın­dan çı­ka­rıl­ma­sı ha­lin­de; eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı, so­ruş­tur­ma ev­re­sin­de Cum­hu­ri­yet sav­cı­sı, ko­vuş­tur­ma ev­re­sin­de mah­ke­me ta­ra­fın­dan kal­dı­rı­lır.
(10) Ko­ru­ma ted­bi­ri ola­rak ve­ri­len eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı­nın ge­re­ği­ni ye­ri­ne ge­tir­me­yen yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı­la­rı­nın so­rum­lu­la­rı, fi­il da­ha ağır ce­za­yı ge­rek­ti­ren baş­ka bir suç oluş­tur­ma­dı­ğı tak­dir­de, al­tı ay­dan iki yı­la ka­dar ha­pis ce­za­sı ile ce­za­lan­dı­rı­lır.
(11) İda­rî ted­bir ola­rak ve­ri­len eri­şi­min en­gel­len­me­si ka­ra­rı­nın ye­ri­ne ge­ti­ril­me­me­si ha­lin­de, Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na, on­bin Ye­ni Türk Li­ra­sın­dan yüz­bin Ye­ni Türk Li­ra­sı­na ka­dar ida­rî pa­ra ce­za­sı ve­ri­lir. İda­rî pa­ra ce­za­sı­nın ve­ril­di­ği an­dan iti­ba­ren yir­mi­dört sa­at için­de ka­ra­rın ye­ri­ne ge­ti­ril­me­me­si ha­lin­de ise Baş­kan­lı­ğın ta­le­bi üze­ri­ne Ku­rum ta­ra­fın­dan yet­ki­len­dir­me­nin ip­ta­li­ne ka­rar ve­ri­le­bi­lir.
(12) Bu Ka­nun­da ta­nım­la­nan ka­ba­hat­ler do­la­yı­sıy­la Baş­kan­lık ve­ya Ku­rum ta­ra­fın­dan ve­ri­len ida­rî pa­ra ce­za­la­rı­na iliş­kin ka­rar­la­ra kar­şı, 6/1/1982 ta­rih­li ve 2577 sa­yı­lı İda­rî Yar­gı­la­ma Usu­lü Ka­nu­nu hü­küm­le­ri­ne gö­re ka­nun yo­lu­na baş­vu­ru­la­bi­lir.
 

725 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri

BİRİNCİ FASIL : Cebren ırza geçen, küçükleri baştan çıkaran ve iffete taarruz edenler
Madde 426 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 12.03.1986 RG NO: 19045 KANUN NO: 3266/10)
Halkın ar ve haya duygularını inciten veya cinsi arzuları tahrik ve istismar eder nitelikte genel ahlaka aykırı;
1 – Her nevi kitap, gazete, risale, mecmua, varaka, makale, ilan, resim, tasvir, plak, afiş, pankart, televizyon ve teyp bantları, fotoğraf, sinema veya projeksiyon filmlerini veya diğer anlatım araç ve gereçleri ile eşyayı teşhir eden veya ettirenler, bilerek dağıtanlar, satanlar veya dağıttıran veya sattıranlar, veyahut ticaret veya dağıtım veya teşhir kastıyla tersim, tasvir, hak, imal veya tab veya teksir veya imla eden veya ettirenler yahut ithal veya ihraç veya Türkiye dahilinde bir mahalden diğer mahalle nakleden veya ettirenler ve bunlar üzerinde her ne suretle olursa olsun muamelede bulunanlar veya bunların ticaretini kolaylaştırmak maksadıyla bu fiilleri icra edenler veya bu kabil anlatım araç ve gereçlerini vasıtalı veya vasıtasız şekilde tedarik edenler veya tedarik ettirenler, tedarik edilebileceğini bildirenler veya tedarik edeceğini ilan edenler veya ilan ettirenler,
2 – Eser ve mevzuları tiyatro veya sinema veya radyo yahut televizyonlarda veyahut umumi mahallerde temsil eden veya ettirenler,
3 – Hitabeleri umuma açık yerlerde veya umumi mahallerde irad edenler, iki milyon liradan on milyon liraya kadar ağır para cezasıyle cezalandırılırlar.
(DEĞİŞİK FIKRA RGT: 26.05.1988 RG NO: 19823 KANUN NO: 3445/2)
Bu fiillerin 5680 sayılı Basın Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen mevkuteler vasıtasıyla işlenmesi halinde sahiplerine, mevkute bir aydan az süreli ise bir önceki ay ortalama fiili satış miktarının, aylık veya bir aydan fazla süreli ise bir önceki fiili satış miktarının toplam satış bedeli tutarının yüzde doksanı kadar ağır para cezası verilir. Ancak bu ceza otuzmilyon liradan az olamaz. Bu mevkutelerin sorumlu müdürlerine, sahiplerine verilecek cezanın yarısı uygulanır.
(EKLENMİŞ FIKRA RGT: 07.08.2003 RG NO: 25192 KANUN NO: 4963/3)
Bilim ve sanat eserleri ile edebi değere sahip olan eserler bu madde kapsamı dışındadır.
BİRİNCİ FASIL : Cebren ırza geçen, küçükleri baştan çıkaran ve iffete taarruz edenler
Madde 427 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 12.03.1986 RG NO: 19045 KANUN NO: 3266/11)
Neşir veya tevzi edilmek üzere, halkın ar veya haya duygularını inciten veya cinsi arzuları tahrik ve istismar eder nitelikte genel ahlaka aykırı kitap, makale, varaka ve ilan yazanlar ile bu kabil makale, yazı ve resimleri ihtiva eden gazete ve mecmua gibi mevkutelerin sahipleri ve mevkute tanımına girmeyen basılmış eserler yayınlatanları hakkında. 426 ncı maddedeki cezalara hükmolunur. Bu mevkutelerin sorumlu müdürleri hakkında ise bu cezanın yarısı uygulanır.
(DEĞİŞİK FIKRA RGT: 07.08.2003 RG NO: 25192 KANUN NO: 4963/4)
426 ncı madde ile bu maddede yazılı evrak ve eşya müsadere olunur.
BİRİNCİ FASIL : Cebren ırza geçen, küçükleri baştan çıkaran ve iffete taarruz edenler
Madde 428 – (DEĞİŞİK MADDE RGT: 12.03.1986 RG NO: 19045 KANUN NO: 3266/12)
Halkın ar ve haya duygularını inciten veya cinsi arzuları tahrik ve istismar eder nitelikte, genel ahlaka aykırı şarkıları alenen söyleyenler veya plakları, teyp bantlarını çalanlar veya umumi adaba aykırı veya bir şahıs veya bir heyetin, namus ve haysiyetini muhil beyanat ve sözlerle gazete, risale ve diğer evrak satanlar iki milyon liradan on milyon liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.
Bu madde ile 426 ve 427 nci maddelerdeki suçlardan doğan davalar en geç iki ay içinde sonuçlandırılır.
426 ve 427 nci maddeler ile bu maddedeki ağır para cezalarının tatbikinde,19 uncu maddedeki aşağı ve yukarı hadlerle ilgili hüküm uygulanmaz.
 

Uluslararası Mevzuat

Avrupa Konseyi Siber Suçlar sözleşmesi

 
Sanal Suçlar Sözleşmesi, bilgisayar suçlarını ve internet suçlarını gözeten ilk uluslararası sözleşmedir. Ulusal kanunların harmonisini sağlayarak, araştırma tekniklerini geliştirerek ve ülkeler arası kooperasyonu arttırarak bunu sağlamayı hedeflemektedir. Avrupa Konseyi tarafından Strazburg’da tasarlanmıştır ve Avrupa Konseyi izleyicisi statüsündeki Kanada, Japonya, Çin gibi ülkelerin de aktif katılımı sağlanmıştır.
Sözleşme ve açıklayıcı raporu Avrupa Konseyi bakanları tarafından 109. oturumda 8 Kasım 2001 tarihinde kabul edilmiştir. 23 Kasım 2001 tarihinde imzaya açılıp 1 Temmuz 2004 tarihinde yürürlülüğe girmiştir.
2 Eylül 2006 tarihi itibariyle 15 ülke imzalayıp sözleşmeyi kabul etmiş ve tasdik etmiştir. 28 ülke ise imzalamış fakat tasdik etmemiştir.
23 Ekim 2008 tarihinde Adalet Bakanlığı ve Türkiye Bilişim Derneği’nce, Abant Tabiat Parkı’nda Bulunan Büyük Abant Otel’de Düzenlenen Siber Suçlar Sözleşmesi konulu seminer sonucu olarak Siber Suç Sözleşmesi’nin bir an önce imzalanmasının Türkiye’nin diğer ülkelerle etkin bir biçimde işbirliği içinde olması için gerekli olduğunu sonucu basınla paylaşılmıştır.
20–22 Nisan 2010 tarihlerinde Kartepe’de düzenlenen 5651 no’lu kanunu ele alan çalıştaya çok çeşitli kollardan katılım sağlanmıştır. Sonuç olarak Kartepe Kriterleri yayınlanmış ve yorumlara açılmıştır. Çalıştayda Türkiye Cumhuriyet Savcısı N. T. internetin hiyerarşik olmayan yapısının zararlı içeriğe erişimi engelleme kararlarında yarattığı teknik ve hukuki sorunlara değinerek, sunucusu (server) Türkiye’de olmayan bir internet sitesine Türkiye’den bir ihtar ya da kapama verilemediğini sebebinin de Türkiye’nin uluslararası anlaşmalara tabi olmamasından kaynaklandığını belirtmiş ve çözüm olarak Avrupa Konseyi Sanal Suçlar Sözleşmesi’ni önermiştir.
10 Kasım 2010 tarihinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Avrupa Konseyi Sanal Suçlar Sözleşmesi’ni Strasbourg’da imzaladı. Sözleşmenin ek protokolüne ise imza atılmadı, ayrıca kişisel hakların korunması için gerekli olan ek düzenlemeler Türkiye’de henüz yapılmamıştı.
Kamuoyunda “Siber Suçlar Sözleşmesi” olarak bilinen Convention on Cybercrime ve Türkçeye “Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi” olarak çevrilen sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı 22 Nisan 2014 tarihinde TBMM’de Kabul Edilerek Yasalaşmıştı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dört uluslararası sözleşmeyi onaylayarak Resmi Gazete’de yayınlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi.
Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre bu sözleşmeler arasında  “6533 sayılı “Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’ da vardı.
02 Mayıs 2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan yasanın 2.maddesine göre Bu kanunun yayım tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği belirtildiğinden SANAL ORTAMDA İŞLENEN SUÇLAR SÖZLEŞMESİ 02 Mayıs 2014 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. İç düzenlemelerin uyum sürecinin bu tarihten itibaren başlatılması gerekmektedir.
Turkey
10/11/2010 – Signature
29/09/2014 – Ratification
01/01/2015 – Entry into Force

KANUN
SANAL ORTAMDA İŞLENEN SUÇLAR SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININUYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUNKanun No. 6533                                                                                                         Kabul Tarihi: 22/4/2014MADDE 1 – (1) Hükümetimiz adına 10 Kasım 2010 tarihinde Strazburg’da imzalanan “Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi”nin çekinceler ve beyanlar ile birlikte onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2 – (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
1/5/2014
 

Convention on Cybercrime Budapest, 23.XI.2001

Article 9 – Offences related to child pornography
1 Each Party shall adopt such legislative and other measures as may be necessary to establish
as criminal offences under its domestic law, when committed intentionally and without right,
the following conduct:
a producing child pornography for the purpose of its distribution through a computer
system;
b offering or making available child pornography through a computer system;
c distributing or transmitting child pornography through a computer system;
d procuring child pornography through a computer system for oneself or for another
person;
e possessing child pornography in a computer system or on a computer-data storage
medium.
2 For the purpose of paragraph 1 above, the term “child pornography” shall include
pornographic material that visually depicts:
a a minor engaged in sexually explicit conduct;
b a person appearing to be a minor engaged in sexually explicit conduct;
c realistic images representing a minor engaged in sexually explicit conduct.
3 For the purpose of paragraph 2 above, the term “minor” shall include all persons under
18 years of age. A Party may, however, require a lower age-limit, which shall be not less than
16 years.
4 Each Party may reserve the right not to apply, in whole or in part, paragraphs 1, subparagraphs
d and e, and 2, sub-paragraphs b and c.
Title 3 – Content-related offences
Offences related to child pornography (Article 9)
91. Article 9 on child pornography seeks to strengthen protective measures for children,
including their protection against sexual exploitation, by modernising criminal law provisions
to more effectively circumscribe the use of computer systems in the commission of sexual
offences against children.
92. This provision responds to the preoccupation of Heads of State and Government of the
Council of Europe, expressed at their 2nd summit (Strasbourg, 10 – 11 October 1997) in their
Action Plan (item III.4) and corresponds to an international trend that seeks to ban child
pornography, as evidenced by the recent adoption of the Optional Protocol to the UN
Convention on the rights of the child, on the sale of children, child prostitution and child
pornography and the recent European Commission initiative on combating sexual exploitation
of children and child pornography (COM2000/854).
93. This provision criminalises various aspects of the electronic production, possession and
distribution of child pornography. Most States already criminalise the traditional production
and physical distribution of child pornography, but with the ever-increasing use of the Internet
as the primary instrument for trading such material, it was strongly felt that specific provisions
in an international legal instrument were essential to combat this new form of sexual
exploitation and endangerment of children. It is widely believed that such material and on-line
practices, such as the exchange of ideas, fantasies and advice among paedophiles, play a
role in supporting, encouraging or facilitating sexual offences against children.
94. Paragraph 1(a) criminalises the production of child pornography for the purpose of
distribution through a computer system. This provision was felt necessary to combat the
dangers described above at their source.
95. Paragraph 1(b) criminalises the “offering” of child pornography through a computer
system. “Offering” is intended to cover soliciting others to obtain child pornography. It implies
that the person offering the material can actually provide it. “Making available” is intended to
cover the placing of child pornography on line for the use of others e.g. by means of creating
child pornography sites. This paragraph also intends to cover the creation or compilation of
hyperlinks to child pornography sites in order to facilitate access to child pornography.
96. Paragraph 1(c) criminalises the distribution or transmission of child pornography through a
computer system. “Distribution” is the active dissemination of the material. Sending child
pornography through a computer system to another person would be addressed by the
offence of ‘transmitting’ child pornography.
97. The term “procuring for oneself or for another” in paragraph 1(d) means actively obtaining
child pornography, e.g. by downloading it.
98. The possession of child pornography in a computer system or on a data carrier, such as a
diskette or CD-Rom, is criminalised in paragraph 1(e). The possession of child pornography
stimulates demand for such material. An effective way to curtail the production of child
pornography is to attach criminal consequences to the conduct of each participant in the
chain from production to possession.
99. The term “pornographic material” in paragraph 2 is governed by national standards
pertaining to the classification of materials as obscene, inconsistent with public morals or
similarly corrupt. Therefore, material having an artistic, medical, scientific or similar merit may
be considered not to be pornographic. The visual depiction includes data stored on computer
diskette or on other electronic means of storage, which are capable of conversion into a visual
image.
100. A ‘sexually explicit conduct’ covers at least real or simulated: a) sexual intercourse,
including genital-genital, oral-genital, anal-genital or oral-anal, between minors, or between an
adult and a minor, of the same or opposite sex; b) bestiality; c) masturbation; d) sadistic or
masochistic abuse in a sexual context; or e) lascivious exhibition of the genitals or the pubic
area of a minor. It is not relevant whether the conduct depicted is real or simulated.
101. The three types of material defined in paragraph 2 for the purposes of committing the
offences contained in paragraph 1 cover depictions of sexual abuse of a real child (2a),
pornographic images which depict a person appearing to be a minor engaged in sexually
explicit conduct (2b), and finally images, which, although “realistic”, do not in fact involve a
real child engaged in sexually explicit conduct (2c). This latter scenario includes pictures
which are altered, such as morphed images of natural persons, or even generated entirely by
the computer.
102. In the three cases covered by paragraph 2, the protected legal interests are slightly
different. Paragraph 2(a) focuses more directly on the protection against child abuse.
Paragraphs 2(b) and 2(c) aim at providing protection against behaviour that, while not
necessarily creating harm to the ‘child’ depicted in the material, as there might not be a real
child, might be used to encourage or seduce children into participating in such acts, and
hence form part of a subculture favouring child abuse.
103. The term “without right” does not exclude legal defences, excuses or similar relevant
principles that relieve a person of responsibility under specific circumstances. Accordingly, the
term “without right” allows a Party to take into account fundamental rights, such as freedom of
thought, expression and privacy. In addition, a Party may provide a defence in respect of
conduct related to “pornographic material” having an artistic, medical, scientific or similar
merit. In relation to paragraph 2(b), the reference to ‘without right’ could also allow, for
example, that a Party may provide that a person is relieved of criminal responsibility if it is
established that the person depicted is not a minor in the sense of this provision.
104. Paragraph 3 defines the term “minor” in relation to child pornography in general as all
persons under 18 years, in accordance with the definition of a “child” in the UN Convention on
the Rights of the Child (Article 1). It was considered an important policy matter to set a
uniform international standard regarding age. It should be noted that the age refers to the use
of (real or fictitious) children as sexual objects, and is separate from the age of consent for
sexual relations.
Nevertheless, recognising that certain States require a lower age-limit in national legislation
regarding child pornography, the last phrase of paragraph 3 allows Parties to require a
different age-limit, provided it is not less than 16 years.
105. This article lists different types of illicit acts related to child pornography which, as in
articles 2 – 8, Parties are obligated to criminalise if committed “intentionally.” Under this
standard, a person is not liable unless he has an intent to offer, make available, distribute,
transmit, produce or possess child pornography. Parties may adopt a more specific standard
(see, for example, applicable European Community law in relation to service provider liability),
in which case that standard would govern. For example, liability may be imposed if there is
“knowledge and control” over the information which is transmitted or stored. It is not sufficient,
for example, that a service provider served as a conduit for, or hosted a website or newsroom
containing such material, without the required intent under domestic law in the particular case.
Moreover, a service provider is not required to monitor conduct to avoid criminal liability.
106. Paragraph 4 permits Parties to make reservations regarding paragraph 1(d) and (e), and
paragraph 2(b) and (c). The right not to apply these sections of the provision may be made in
part or in whole. Any such reservation should be declared to the Secretary General of the
Council of Europe at the time of signature or when depositing the Party’s instruments of
ratification, acceptance, approval or accession, in accordance with Article 42.

Başlık 3 – İçerikle İlişkili Suçlar
Madde 9 – Çocuk Pornografisiyle İlişkili Suçlar

  1. Taraflardan her biri, aşağıdaki fiillerin, kasıtlı olarak yapıldığında kendi ulusal mevzuatı kapsamında cezaî bir suç olarak tanımlanması için gerekli olabilecek yasama işlemlerini ve diğer işlemleri yapacaktır:
    1. bir bilgisayar sistemi üzerinden dağıtmak amacıyla çocuk pornografisi üretmek;
    2. bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi sunmak ya da çocuk pornografisine erişim sağlamak;
    3. bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi dağıtmak ya da yaymak;
    4. kişinin, bir bilgisayar sistemi üzerinden kendisi ya da başkası için çocuk pornografisi temin etmesi;
    5. bir bilgisayar sisteminde ya da bilgisayar verilerinin saklandığı başka cihazlarda çocuk pornografisi bulundurmak
  2. Yukarıdaki paragraf 1’de geçen “çocuk pornografisi” terimi aşağıdakileri görsel anlamda teşhir eden pornografik malzemeler anlamına gelmektedir:
    1. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit olmayan bir kişinin katılımı;
    2. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit görünmeyen bir kişinin katılımı;
    3. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit olmayan bir kişinin katılımını gösteren görüntüler;
  3. Yukarıdaki paragraf 1’de geçen “reşit olmayan kişi” terimi, 18 yaşından küçük kişiler anlamına gelmektedir. Ancak, Taraflardan herhangi biri, daha düşük bir yaş sınırı belirleyebilir. Söz konusu yaş sınırı 16’dan az olmayacaktır.
  4. Taraflardan her biri, paragraf 1(d) ve 1(e), ayrıca 2(b) ve 2(c)’yi kısmen uygulama ya da hiç uygulamama haklarını saklı tutar.

Başlık 3 – İçerikle ilişkili suçlar
Çocuk pornografisiyle ilişkili suçlar (Madde 9)

  1. Çocuk pornografisiyle ilgili olan Madde 9’da ceza hukuku hükümlerini, çocuklara karşı işlenen cinsel suçlarda bilgisayar sistemlerinin kullanımını daha iyi kapsayacak şekilde modernleştirerek, cinsel sömürüye karşı korunmaları da dahil olmak üzere çocuklarla ilgili koruyucu önlemler güçlendirilmeye çalışılmıştır.
  2. Bu hüküm, Avrupa Konseyi Devlet ve Hükümet Başkanlarının 2. zirvesinde (Strasbourg, 10 – 11 Ekim 1997) hazırlanan Eylem Planında (madde III.4) belirtilen kaygılara cevap olarak hazırlanmıştır ve çocuk hakları, çocukların satışı, çocuk fuhşu ve çocuk pornografisine ilişkin BM Konvansiyonunun Seçmeli Protokolünün kısa bir süre önce benimsenmesinde ve Avrupa Komisyonunun kısa bir süre önce başlattığı çocukların cinsel sömürüsü ve çocuk pornografisiyle mücadele girişiminde (COM2000/854) görülen çocuk pornografisini yasaklamaya yönelik uluslararası trendle de uyumludur.
  3. Bu hükümle çocuk pornografisinin elektronik üretimi, bulundurulması ve dağıtımının çeşitli yönleri suç olarak tanımlanmıştır. Çoğu Ülkenin çocuk pornografisinin geleneksel üretimini ve fiziksel dağıtımını suç olarak tanımlamış durumda olmasına rağmen, bu tür malzemelerin alışverişinde başlıca araç olarak İnternet’in kullanımının giderek artması karşısında çocukların bu yeni cinsel sömürü ve tehdit biçimine karşı savunulması için uluslararası hukuki bir araca spesifik hükümlerin yerleştirilmesinin temel önemde olduğu kuvvetle hissedilmiştir. Bu malzemelerin ve pedofillerin fikir, fantezi ve tavsiye değiş tokuşunda bulunmaları gibi online uygulamaların çocuklara karşı işlenen cinsel suçları desteklemekte, teşvik etmekte veya kolaylaştırmakta rol oynadığı, yaygın olarak paylaşılan bir görüştür.
  4. Paragraf 1(a)’da bir bilgisayar sistemi üzerinden dağıtılmak amacıyla çocuk pornografisi üretmek suç olarak tanımlanmıştır. Yukarıda tanımlanan tehlikelerle kaynağında mücadele etmek için bu hükmün gerekli olduğu düşünülmüştür.
  5. Paragraf 1(b)’de bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi “sunmak” suç olarak tanımlanmıştır. “Sunmak” kelimesinin çocuk pornografisi elde etmek amacıyla başka kişilere başvurmayı da kapsaması amaçlanmıştır. Bu, malzemeyi sunan kişinin onu gerçekten sağlayabileceği anlamına gelmektedir. “Erişim sağlamak” ifadesinin, örneğin bir çocuk pornografisi sitesi oluşturarak, başkalarının kullanımı için çocuk pornografisini online erişime sunmayı kapsaması amaçlanmıştır. Bu paragrafta, çocuk pornografisine erişimi kolaylaştırmak için çocuk pornografisi sitelerine hyperlink’lerin yaratılması ve derlenmesinin de kapsanması amaçlanmaktadır.
  6. Paragraf 1(c)’de bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi dağıtmak ve yaymak suç olarak tanımlanmıştır. “Dağıtım” malzemenin aktif olarak yayınlanmasıdır. Bir bilgisayar sistemi üzerinden başka bir kişiye çocuk pornografisi göndermek, çocuk pornografisi “yayma” suçu olarak ele alınacaktır.
  7. Paragraf 1(d)’deki “kendisi ya da başkası için temin etmek” terimi, örneğin bilgisayarına indirme (download) yoluyla, aktif olarak çocuk pornografisi elde etmek anlamındadır.
  8. Bir bilgisayar sisteminde ya da bilgisayar verilerinin saklandığı başka cihazlarda, örneğin bir disket ya da CD-Rom’da, çocuk pornografisi bulundurmak paragraf 1(e)’de suç olarak tanımlanmıştır. Çocuk pornografisi bulundurmak bu tür malzeme için talebi canlandırır. Üretimden bulundurmaya kadar zincirin bütün parçalarının fiilleri için cezai sonuçlar getirmek, çocuk pornografisi üretimini azaltmanın etkin bir yoludur.
  9. Paragraf 2’deki “pornografik malzemeler” terimi, malzemelerin müstehcen, kamu ahlakına aykırı ve benzer biçimde ahlak dışı şeklinde sınıflandırılması açısından ulusal standartlara tabidir. Bu nedenle, sanatsal, tıbbi, bilimsel ya da benzer bir değeri olan malzemeler pornografik olmayan malzemeler olarak görülebilir. Görsel teşhir, bilgisayar disketi ya da başka elektronik saklama ortamlarında saklanan, görsel malzemeye dönüştürülebilen verileri de içine alır.
  10. “Cinsel anlamda müstehcen eylem” gerçek ya da simülasyon olarak en az şunları içine almaktadır: a) cinsel organ-cinsel organ, oral-cinsel organ, anal-cinsel organ veya oral-anal olmak üzere, reşit olmayan kişiler arasındaki, bir yetişkin ve bir reşit olmayan kişi arasındaki, aynı ya da farklı cinsiyetler arasındaki cinsel ilişki; b) hayvanlarla cinsel ilişki; c) mastürbasyon; d) cinsel anlamda sadistik ya da mazoşistik kötü muamele; ya da e) reşit olmayan bir kişinin cinsel organlarının ya da cinsel bölgesinin şehvet uyandırıcı biçimde teşhiri. Fiilin gerçek ya da simülasyon olması önemli değildir.
  11. Paragraf 2’de tanımlanan, paragraf 1’de belirtilen suçları işlemek amacıyla üretilen üç tür malzeme, gerçek bir çocuğun cinsel olarak kötü muameleye uğramasının teşhirini (2a), reşit görünmeyen bir kişinin cinsel anlamda müstehcen bir eyleme katılımını gösteren pornografik görüntüleri (2b), ve son olarak “gerçekçi” olmakla birlikte gerçek bir çocuğun cinsel anlamda müstehcen bir eyleme katılımını içermeyen görüntüleri (2c) kapsamaktadır. Son örnekte gerçek insanların üzerinde oynanmış görüntüleri gibi değiştirilmiş, hatta tamamen bilgisayarda üretilmiş resimler söz konusudur.
  12. Paragraf 2’de ele alınan üç durumda korunan yasal haklar biraz değişiktir. Paragraf 2(a)’da çocukları kötü muameleden koruma daha doğrudan doğruya ele alınmıştır. Paragraf 2(b) ve 2(c)’de, malzemede gösterilen “çocuğa” gerçekten zarar verilmese ve gerçek bir çocuk söz konusu olmasa bile, çocukları bu tür fiillere teşvik edebilecek ya da ayartabilecek ve böylece çocuklara kötü muameleye izin veren bir alt kültürün oluşmasına katkıda bulunabilecek bir davranışa karşı koruma sağlamak amaçlanmıştır.
  13. “Haksız biçimde” terimi, özel şartlar altında bir kişiyi sorumluluktan kurtaracak yasal savunmaları, mazeretleri ve ilgili benzer ilkeleri hariç tutmamaktadır. Dolayısıyla, “haksız biçimde” terimi Tarafların düşünce, ifade ve özel hayat özgürlüğü gibi temel hakları göz önünde bulundurmasına izin vermektedir. Ayrıca, Taraflar sanatsal, tıbbi, bilimsel ya da benzer bir değeri olan “pornografik malzeme”yle ilgili fiiller hakkında bir savunma sağlayabilirler. “Haksız biçimde” terimi, paragraf 2(b)’yle ilgili olarak da, örneğin Tarafların gösterilen kişinin bu hükümde kullanılan anlamda reşit olmayan bir kişi olmadığının saptanması durumunda kişinin cezai sorumluluktan kurtulmasını sağlamalarına da izin verebilir.
  14. Paragraf 3’te “reşit olmayan kişi” terimi, çocuk pornografisiyle ilgili olarak, BM Çocuk Hakları Konvansiyonundaki “çocuk” tanımına (Madde 1) uygun biçimde, genel olarak 18 yaşından küçük herkes şeklinde tanımlanmıştır. Yaş konusunda tek bir uluslararası standart belirlemek önemli bir politika olarak görülmüştür. Burada söz edilen yaşın (gerçek ya da kurgusal) çocukların cinsel nesne olarak kullanılmasıyla ilgili olduğu ve cinsel ilişki için izin yaşından farklı olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak, belli ülkelerin çocuk pornografisiyle ilgili ulusal mevzuatlarında bir alt yaş sınırı getirdiği göz önüne alınarak, paragraf 3’ün son cümlesinde, Tarafların, 16’dan küçük olmamak şartıyla, farklı bir yaş sınırı getirmelerine izin verilmiştir.
  15. Bu Maddede, Tarafların, çocuk pornografisiyle ilgili olarak, Madde 2-8’de olduğu gibi “kasıtlı” işlendiyse suç olarak tanımlamak zorunda oldukları yasadışı fiil türleri sıralanmıştır. Bu standarda göre, çocuk pornografisi sunmak, erişim sağlamak, dağıtmak, yaymak, üretmek ya da bulundurmak konusunda bir niyet taşımayan bir kişi yükümlü tutulamaz. Taraflar daha spesifik bir standart benimseyebilirler (bkz., örneğin, hizmet sağlayıcı yükümlülükleriyle ilgili geçerli Avrupa Topluluğu yasası) ve bu durumda bu standart geçerli olur. Örneğin, yayılan ya da saklanan bilgi üzerinde “bilgi ve kontrol” mevcutsa yükümlülük doğabilir. Örneğin bir hizmet sağlayıcısının, ulusal mevzuatta bu konuyla ilgili gerekli niyet olmaksızın bir taşıyıcı işlevi üstlenmesi ya da bu tür malzemeler içeren bir web sitesi ya da haber odasını barındırması yeterli değildir. Ayrıca, bir hizmet sağlayıcı cezai yükümlülükten kurtulmak için fiilleri denetlemek zorunda değildir.

Paragraf 4’te Taraflara paragraf 1(d) ve (e) ile paragraf 2(b) ve (c) ile ilgili haklarını saklı tutma izni vermektedir. Hükmün bu kısımlarını uygulamama hakkı kısmen ya da tamamen kullanılabilir. Bu tür bütün saklı tutmalar, Madde 42 uyarınca, imza sırasında ya da Tarafın onay, kabul, tasdik ya da katılım araçlarını tevdi etmesi sırasında Avrupa Konseyi Genel Sekreterine beyan edilmelidir.

 ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞMEYE EK ÇOCUK SATIŞI, ÇOCUK FAHİŞELİĞİ VE ÇOCUK PORNOGRAFİSİ İLE İLGİLİ İHTİYARİ PROTOKOL

Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokol
Resmi Gazete Tarihi: 28/06/2002
Resmi Gazete Sayısı: 24799
Kabul Tarihi ve Yeri: 8 Eylül 2000, New York
Geçerli Dili: Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça, İspanyolca
Onay Şekli: Onay Kanunu-Bakanlar Kurulu Kararı
İhtirazi Kaydı: Yok
Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun
Kanun No: 4755
Kabul Tarihi: 09/05/2002
Resmi Gazete Tarihi: 14/05/2002
Resmi Gazete Sayısı: 24755
MADDE 1 – 8 Eylül 2000 tarihinde New York’ta imzalanan “Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokol”ün ekli beyan yapılmak suretiyle onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
13/5/2002
Bakanlar Kurulu Kararı
Karar Sayısı: 2002/4241
Resmi Gazete Tarihi: 28/06/2002
Resmi Gazete Sayısı: 24799
8 Eylül 2000 tarihinde New York’ta imzalanan ve 9/5/2002 tarihli ve 4755 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ilişik “Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi ile İlgili ihtiyari Protokol”ün ekli beyan yapılmak sureliyle onaylanması; Dışişleri Bakanlığının 14/5/2002 tarihli ve UKGY/178450 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 28/5/2002 tarihinde kararlaştırılmıştır.
DİBACE
İşbu Protokole Taraf Olan Devletler,
Taraf Devletlerin, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin amaçlarını daha fazla gerçekleştirmek ve Sözleşme hükümlerinin, özellikle 1, 11, 21, 32, 33, 34, 35 ve 36 ncı maddelerinin daha iyi uygulanmasını sağlayabilmek amacıyla, çocuk satışı, çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisinden çocukların korunmasını güvence altına almak için almaları gereken önlemleri artırmalarının uygun olacağını düşünerek;
Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin, çocukları ekonomik istismardan ve çocuk açısından tehlike arz edebilecek veya çocuğun eğitimini aksatabilecek veya, çocuk sağlığına veya fiziksel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ya da sosyal gelişimine zarar verebilecek herhangi bir işte çalışmaktan korunma hakkını tanıdığını da gözönünde bulundurarak,
Çocuk satışı, çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisi amacıyla yapılan kayda değer ve giderek artan uluslararası çocuk ticaretinden ciddi endişe duyarak,
Çocukların özellikle duyarlı oldukları yaygın ve sürekli seks turizmi uygulamasından çocuk satışını, çocuk fahişeliğini ve çocuk pornografisini doğrudan teşvik etmesi nedeniyle derin endişe duyarak,
Kız çocukları dahil olmak üzere, özellikle duyarlılık taşıyan birtakım grupların cinsel istismara maruz kalma hususunda daha büyük bir risk altında olduklarını ve kız çocuklarının cinsel açıdan istismar edilenler arasında orantısız ölçüde temsil edildiklerini kabul ederek,
Çocuk pornografisinin internette ve diğer gelişen teknolojiler üzerinde artan erişilebilirliğinden endişe duyarak ve internet üzerinde Çocuk Pornografisiyle Mücadele Uluslararası Konferansını (Viyana, 1999) ve özellikle de, bu konferansın çocuk pornografisinin üretiminin, dağıtımının, ihracatının, naklinin, ithalatının, kasıtlı zilyetliğinin ve reklamının tüm dünyada suç olarak kabul edilmesi için çağrıda bulunan sonuç kararını anımsayarak ve hükümetler ile internet endüstrisi arasında daha yakın işbirliği ve ortaklığın önemini vurgulayarak,
Çocuk satışı, çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisinin ortadan kaldırılmasının, az gelişmişlik, yoksulluk, ekonomik eşitsizlikler, adil olmayan sosyo-ekonomik yapı, gereği gibi işlemeyen aile yapısı, eğitim eksikliği, kır-kent arası göç, cinsiyet ayrımcılığı, yetişkinlerin sorumsuz cinsel davranışları, zararlı geleneksel uygulamalar, silahlı çatışmalar ve çocuk ticareti dahil, bu durumu ağırlaştıran etkenleri ele alan bütüncül bir yaklaşım benimsemekle kolaylaşacağına inanarak,
Çocuk satışına, çocuk fahişeliğine ve çocuk pornografisine olan tüketici talebini azaltmak amacıyla kamuoyundaki bilinci artırmak için çaba göstermek gerektiğine ve tüm taraflar arasındaki küresel ortaklığın güçlendirilmesinin ve ulusal düzeyde hukukun uygulanmasının geliştirilmesinin de önemine inanarak,
Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinmede İşbirliği Hakkında Lahey Sözleşmesi, Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine ilişkin Lahey Sözleşmesi, Çocukların Korunması için Tedbirler ve Ebeveyn Sorumluluğu ile ilgili İşbirliği, Tanıma, Tenfiz, Uygulanabilir Kanun ve Mahkeme Yetkisine ilişkin Lahey Sözleşmesi, Uluslararası Çalışma Örgütünün 182 sayılı En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Acil Eylem Sözleşmesi gibi çocukların korunmasına ilişkin uluslararası yasal düzenlemelerin hükümlerini kaydederek,
Çocuk haklarının ilerletilmesi ve korunmasına yönelik geniş çaplı bağlılığı ortaya koyan Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye gösterilen güçlü destekten cesaret alarak,
Çocukların Satışını, Çocuk Fahişeliğini ve Çocuk Pornografisini Önlemek için Eylem Programının hükümlerinin ve Çocukların Ticari Amaçlı Cinsel İstismarına Karşı 1996 Stockholm Kongresi Bildirisi ve Eylem Gündeminin ve ilgili uluslararası organların bu konulardaki diğer karar ve tavsiyelerinin uygulanmasının önemini kabul ederek,
Çocuğun korunması ve uyumlu gelişimi için her halkın geleneklerinin ve kültürel değerlerinin önemini gerektiği gibi dikkate alarak,
Aşağıdaki maddeler üzerinde anlaşma sağlamışlardır:
Madde 1 – Taraf Devletler çocuk satışını, çocuk fahişeliğini ve çocuk pornografisini bu Protokol uyarınca yasaklayacaklardır.
Madde 2 – İşbu Protokolün amacı bakımından:
(a) Çocuk satışı, herhangi bir şahıs veya bir grup şahıs tarafından, ücret ya da başka herhangi bir şey karşılığında bir çocuğun başka birine devredildiği herhangi bir fiil veya işlem anlamına gelmektedir.
(b) Çocuk fahişeliği, bir çocuğun ücret veya başka herhangi bir şey karşılığında cinsel faaliyetlerde kullanılması demektir.
(c) Çocuk pornografisi, çocuğun gerçekte veya taklit suretiyle bariz cinsel faaliyetlerde bulunur şekilde herhangi bir yolla teşhir edilmesi veya çocuğun cinsel uzuvlarının, ağırlıklı olarak cinsel amaç güden bir şekilde gösterilmesi anlamına gelir.
Madde 3 –
1. Her Taraf Devlet asgari olarak aşağıdaki fiil ve faaliyetlerin ülke içinde veya ülke dışında veya ferdi veya örgütlü bir biçimde işlenmiş olup olmamalarına bakılmaksızın, kendi suç veya ceza yasalarının tam anlamıyla kapsamı içine girdiğini garanti edecektir.
a) 2 nci maddede tanımlandığı üzere, çocuk satışı çerçevesinde:
i) Hangi yolla olursa olsun, çocuğun,
a. Cinsel istismarı,
b. Organlarının kâr sağlama amacıyla nakli,
c. Zorla çalıştırılması amaçlarıyla teklifi, teslimi ya da kabulü;
ii) Evlat edinme konusunda yürürlükteki uluslararası yasal düzenlemeler ihlal edilmek suretiyle bir çocuğun evlat edinilmesi için uygunsuz bir şekilde rıza istihsal edilmesini teminen aracılık yapılması,
b) Çocuğun, 2 nci maddede tanımlandığı üzere, çocuk fahişeliği amacıyla teklifi, elde edilmesi, tedariki veya temini;
c) 2 nci maddede tanımlandığı üzere, çocuk pornografisinin, yukarıda belirtilen amaçlar için üretimi, dağıtımı, yayılması, ithali, ihracı, sunumu, satışı veya zilyetliği;
2. Taraf Devletlerin ulusal mevzuatına bağlı kalmak kaydıyla, yukarıdaki hükümler, bu fiillerden herhangi birine teşebbüs halinde ve bu fiillerden herhangi birine suç ortaklığı veya katılım olduğunda da uygulanacaktır.
3. Her Taraf Devlet bu fiilleri, vahametini dikkate alan uygun cezalarla cezalandırılabilir suçlar haline getirecektir.
4. Ulusal mevzuata bağlı kalmak kaydıyla, her Taraf Devlet, uygun olduğu hallerde, tüzel kişilerin bu maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen suçlara ilişkin yükümlülüklerini tesis etmek için önlemler alacaktır. Taraf Devletin yasal ilkelerine bağlı kalmak kaydıyla, tüzel kişilerin sorumluluğu cezaî, hukukî veya idarî olabilir.
5. Taraf Devletler evlat edinmeye müdahil olan tüm şahısların yürürlükteki uluslararası yasal düzenlemelere uygun bir biçimde hareket etmesini sağlamak için uygun olan her türlü yasal ve idarî önlemi alacaklardır.
Madde 4 –
1. Her Taraf Devlet, suçun kendi topraklarında veya kendi kayıtlarında yer alan bir gemide veya bir uçakta işlenmesi halinde, 3 üncü maddenin 1 inci fıkrasında atıfta bulunulan suçlar üzerinde yargılama yetkisini tesis etmek için gerekli olabilecek bütün önlemleri alacaktır.
2. Her Taraf Devlet 3 üncü maddenin 1 inci fıkrasında atıfta bulunulan suçlar üzerinde yargılama yetkisini tesis etmek için aşağıdaki durumlarda gerekli olabilecek bütün önlemleri alacaktır:
a) Suç isnat edilen kişi o devletin uyruğu ise veya o devletin topraklarında ikamet ediyorsa;
b) Mağdur o devletin uyruğu ise;
3.Her Taraf Devlet, suç isnat edilen şahsın kendi topraklarında bulunması halinde ve suçun kendi uyruğu olan biri tarafından işlenmiş olmasına dayanarak anılan şahsı başka bir Taraf Devlete iade etmiyorsa, yukarıda belirtilen suçlar üzerinde yargılama yetkisini tesis etmek için de gerekli olabilecek bütün önlemleri alacaktır.
4. Bu Protokol, iç hukuk uyarınca uygulanan herhangi bir cezaî yargılama yetkisini ortadan kaldırmaz.
Madde 5 –
1. 3 üncü maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen suçların Taraf Devletler arasında herhangi bir suçluların iadesi sözleşmesine iadeyi gerektiren suçlar olarak dahil edilecekleri kabul edilecektir; ve bu suçlar Taraf Devletler arasında sonradan akdedilen her iade andlaşmasına da, bu andlaşmalarda öngörülen koşullarla uyum içinde, iade gerektiren suçlar olarak dahil edileceklerdir.
2. Eğer, suçluların iadesini bir sözleşmenin mevcudiyeti koşuluna dayandıran bir Taraf Devlet aralarında iade sözleşmesi bulunmayan başka bir Taraf Devletten iade talebi alırsa, bu Protokolü, bu tür suçlarda suçluların iadesine ilişkin bir yasal zemin olarak değerlendirebilir. İade, talepte bulunulan Devlet hukukunun öngördüğü koşullara tabidir.
3. İadeyi bir andlaşmanın mevcudiyeti koşuluna dayandırmayan Taraf Devletler bu tür suçları, iadenin talepte bulunulan ülkenin hukukunun öngördüğü koşullara tabi olması kaydıyla, kendi aralarında iade gerektiren suçlar olarak tanıyacaklardır.
4. Bu tür suçlar, Taraf Devletler arasında suçluların iadesi amacıyla yalnızca suçun meydana geldiği yerde işlenmiş gibi değil, aynı zamanda 4 üncü madde uyarınca kendi yargılama hakkını tesis eden Devletlerin topraklarında işlenmiş gibi muamele görecektir.
5. Eğer 3 üncü maddenin 1 inci fıkrasında tanımlanan bir suça ilişkin bir iade talebinde bulunulursa ve eğer talepte bulunulan Taraf Devlet iadeyi suçlunun uyruğu temelinde gerçekleştirmez veya gerçekleştirmeyecek ise, iade talebinde bulunan Taraf Devlet dava açılması amacıyla durumun kendi yetkili makamlarına intikali için uygun önlemleri alacaktır.
Madde 6 –
1. Taraf Devletler 3 üncü maddenin 1 inci fıkrasında ileri sürülen suçlara yönelik soruşturma veya ceza veya suçluları iade davaları bağlamında ellerinde bulunan duruşmalar için gerekli delillerin temin edilmesinde yardım dahil, birbirlerine en büyük ölçüde yardımı yapacaklardır.
2. Taraf Devletler işbu maddenin 1 inci fıkrası çerçevesindeki yükümlülüklerini karşılıklı yasal yardıma ilişkin olarak aralarında varolan herhangi bir andlaşma veya diğer düzenlemelerle uyum içinde yerine getireceklerdir. Taraf Devletler bu tür bir andlaşma ya da düzenlemenin yokluğu halinde birbirlerine yardımlarını kendi iç hukukları çerçevesinde üstleneceklerdir.
Madde 7 – Taraf Devletler kendi ulusal hukuklarının hükümlerine tabi olmak kaydıyla,
a) Aşağıdaki unsurların zapt ve müsadere edilmesini sağlamak için uygun olan önlemleri alacaklardır:
i) İşbu Protokolde belirtilen suçları işlemek veya bu suçların işlenmesini kolaylaştırmak için kullanılan malzeme, mal ve diğer araç gibi her türlü eşyalar;
ii) Bu tür suçlardan elde edilen kazanç;
b) (a) bendinde belirtilen mallara ve kazanca yönelik başka bir Taraf Devletten gelen zapt ve müsadere taleplerini yerine getireceklerdir.
c) Bu suçları işlemek için kullanılan bina ve müştemilat dahil alanın, geçici veya kesin surette kapatılmasını amaçlayan önlemler alacaklardır.
Madde 8 –
1. Taraf Devletler çocuk mağdurların haklarını ve çıkarlarını işbu Protokol ile yasaklanmış olan uygulamalardan korumak için uygun önlemleri ceza adaleti sürecinin her aşamasında ve özellikle de,
a) Çocuk mağdurların duyarlılıklarını kabul ederek ve onların tanık sıfatıyla özel ihtiyaçları da dahil olmak üzere özel ihtiyaçlarını karşılayacak usulleri uyarlayarak;
b) Çocuk mağdurları sahip oldukları hakları, adalet sürecindeki rolleri, duruşmaların kapsamı, zamanlaması, gelişimi ve davalarının vaziyeti konusunda bilgilendirerek;
c) Çocuk mağdurların görüşlerinin, ihtiyaçlarının ve endişelerinin şahsi çıkarlarının etkilendiği duruşmalarda dile getirilmesine ve gözönünde bulundurulmasına ulusal hukukun usul kurallarıyla tutarlı bir biçimde müsaade edilerek;
d) Yasal sürecin tümü boyunca çocuk mağdurlara uygun destek hizmetlerini sağlayarak;
e) Çocuk mağdurların mahremiyetini ve kimliklerini uygun şekilde koruyarak ve kimliklerinin tespit edilmesine yol açabilecek bilgilerin uygunsuz bir biçimde yayılmasını önlemek için ulusal yasalara uygun önlemleri alarak;
f) Çocuk mağdurların ve onların yanısıra ailelerinin ve lehine tanıklık edenlerin korkutma ve misillemelere karşı güvenliklerini gereken durumlarda sağlayarak;
g) Davaların düzenlenmesinde, mahkeme kararlarının icra ve infazında veya çocuk mağdurlara tazminat öngören emirlerin veya kararnamelerin icrasında gereksiz ertelemelerden kaçınarak,
benimseyeceklerdir.
2. Taraf Devletler, mağdurun gerçek yaşına ilişkin belirsizliğin, mağdurun yaşını tespit etmeye yönelik soruşturma dahil, cezai soruşturmanın başlamasına engel teşkil etmeyeceğini garanti edeceklerdir.
3. Taraf Devletler, işbu Protokolde tanımlanan suçların mağduru çocuklara yönelik ceza adaleti sistemi muamelelerinde, çocuğun en yüksek çıkarlarının öncelikli olarak gözetilmesini garanti edeceklerdir.
4. Taraf Devletler, işbu Protokol tarafından yasaklanan suçların çocuk kurbanları ile çalışan kişilerin, özellikle hukukî ve psikolojik olmak üzere, uygun eğitime tâbi tutulmalarını sağlayabilmek için önlemler alacaklardır.
5. Taraf Devletler gerekli durumlarda bu tür suçların çocuk mağdurlarının önlenmesine ve/veya korunmasına ve rehabilitasyonuna müdahil olmuş kişilerin ve/veya örgütlerin güvenliğini ve bütünlüğünü koruyabilmek amacıyla önlemler alacaklardır.
6. Bu maddede yer alan hiçbir hüküm sanığın adil ve tarafsız bir duruşma hakkına halel getirmeyecek ve bu hakla çelişir biçimde yorumlanmayacaktır.
Madde 9 –
1. Taraf Devletler işbu Protokolde belirtilen suçları önlemek için gerekli kanunları, idarî önlemleri, sosyal politikaları ve programları kabul edecek veya güçlendirecek, uygulayacak ve yayacaklardır. Bu fiillere karşı özellikle duyarlı olan çocukların korunmasına özel dikkat gösterilecektir.
2. Taraf Devletler önleyici tedbirler ve bu Protokolde belirtilen suçların zarar verici etkileri hakkında tüm uygun araçlarla edinilecek bilgi, eğitim ve öğretim yoluyla çocuklar dahil kamuoyunun, büyük ölçüde bilincini artıracaklardır. Taraf Devletler bu maddedeki yükümlülüklerini yerine getirirken toplumun ve özellikle de çocukların ve çocuk mağdurların, bu türden bilgilendirme ve eğitim ve öğretim programlarına, uluslararası düzey de dahil olmak üzere, katılımını teşvik edeceklerdir.
3. Taraf Devletler bu tür suçların mağdurlarına sosyal açıdan topluma geri kazandırılmaları ve fiziksel ve psikolojik yönden tamamen iyileşmeleri dahil olmak üzere uygun olan tüm yardımları temin etmek amacıyla mümkün olan her türlü önlemi alacaklardır.
4. Taraf Devletler işbu Protokolde tanımlanan suçların tüm çocuk mağdurlarına yasal sorumlulardan zararlarının tazmin edilmesine ilişkin kanunî yollardan ayrım gözetilmeksizin yararlanmalarını sağlayacaklardır.
5. Taraf Devletler bu Protokolde tanımlanan suçların reklamında kullanılan malzemelerin üretiminin ve yayılmasının etkin şekilde yasaklanması için uygun önlemleri alacaklardır.
Madde 10 –
1. Taraf Devletler çocuk satışı, çocuk fahişeliği, çocuk pornografisi ve çocuk seks turizmini içeren faaliyetlerden sorumlu olanların önlenmesine, meydana çıkarılmasına, soruşturma, kovuşturma ve cezalandırılmasına yönelik uluslararası işbirliğini çok taraflı, bölgesel ve iki taraflı düzenlemelerle güçlendirmek için gerekli olan bütün adımları atacaklardır. Taraf Devletler kendi makamları, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları ve uluslararası örgütler arasındaki uluslararası işbirliği ve eşgüdümü de geliştireceklerdir.
2. Taraf Devletler çocuk mağdurlara fiziksel ve psikolojik yönden iyileşmeleri, sosyal açıdan topluma geri kazandırılmaları ve vatanlarına geri dönmeleri konusunda yardımcı olabilmek için uluslararası işbirliğini geliştireceklerdir.
3. Taraf Devletler çocukların, satış, fahişelik, pornografik uygulamaları ve çocuk seks turizmine karşı zafiyetini artıran yoksulluk, az gelişmişlik gibi temel nedenleri ele almak amacıyla uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesini teşvik edeceklerdir.
4. Taraf Devletler, yapabildikleri takdirde, mevcut çok taraflı, bölgesel ve ikili veya diğer programlar yoluyla malî, teknik veya diğer yardımları sağlayacaklardır.
Madde 11 – Bu Protokoldeki hiçbir hüküm çocuk haklarının gerçekleştirilmesine daha fazla imkân sağlayan ve
a) Taraf Devletin hukuku veya
b) Taraf Devlet açısından yürürlükte olan uluslararası hukuk,
kapsamında yer alabilecek herhangi bir hükmü etkilemeyecektir.
Madde 12 –
1. Her Taraf Devlet, Protokolün kendisi açısından yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak iki yıl içinde, Protokolün hükümlerinin uygulanması için almış olduğu önlemlere ilişkin kapsamlı bilgi içeren bir raporu Çocuk Hakları Komitesine sunacaktır.
2. Kapsamlı raporun verilmesinden sonra, her Taraf Devlet Çocuk Hakları Komitesi’ne sunduğu rapora Sözleşmenin 44 üncü maddesi uyarınca bu Protokolün uygulanmasına ilişkin her türlü ilave bilgiyi ekleyecektir. Bunun dışında, Protokole Taraf Devletler her beş yılda bir rapor sunacaklardır.
3. Çocuk Hakları Komitesi Taraf Devletlerden bu Protokolün uygulanmasına yönelik ilave bilgi talebinde bulunabilecektir.
Madde 13 –
1. İşbu Protokol Sözleşmeye taraf olan veya Sözleşmeyi imzalamış bulunan herhangi bir Devletin imzasına açıktır.
2. İşbu Protokol Sözleşmeye taraf olan veya Sözleşmeyi imzalamış bulunan herhangi bir Devletin onayına tâbidir ve katılıma açıktır. Onay veya katılıma ilişkin belgeler Birleşmiş Milletler Genel Sekreterince saklanacaktır.
Madde 14 –
1. İşbu Protokol onaylama veya katılıma ilişkin onuncu belgenin Saklayıcıya verilmesinden üç ay sonra yürürlüğe girecektir.
2. İşbu Protokol onu onaylayan veya yürürlüğe girmesinden sonra katılan her Devlet bakımından, o Devletin onay veya katılım belgesini Saklayıcıya verdiği tarihten bir ay sonra yürürlüğe girecektir.
Madde 15 –
1. Herhangi bir Taraf Devlet işbu Protokolü Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine yapacağı yazılı bir bildirimle, herhangi bir zamanda feshedebilir. Bunun üzerine Genel Sekreter, Sözleşmeye Taraf diğer Devletleri ve Sözleşmeyi imzalamış bulunan tüm Devletleri bu konuda bilgilendirir. Fesih, bildirimin Genel Sekreterce teslim alınmasından bir yıl sonra yürürlüğe girecektir.
2. Böyle bir feshin bildirimi fesih yürürlüğe girmesinden önce meydana gelebilecek herhangi bir suç açısından Taraf Devletin işbu Protokol çerçevesindeki yükümlülüklerinin ortadan kalkması sonucunu doğurmayacaktır. Aynı şekilde böyle bir fesih bildirimi, feshin yürürlüğe girmesinden önce, Komite tarafından görüşülmekte olan herhangi bir hususun ele alınmasına devam edilmesine hiçbir şekilde halel getirmeyecektir.
Madde 16 –
1. Herhangi bir Taraf Devlet bir değişiklik önerisinde bulunabilir ve bunu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne ibraz edebilir. Genel Sekreter bunun üzerine, değişiklik önerisini Taraf Devletlere, önerilerin görüşülmesi ve oylanması amacıyla bir Taraf Devletler Konferansı düzenlenmesini isteyip istemediklerini bildirmeleri talebiyle iletecektir. Böyle bir bildirimi müteakip, dört ay içinde Taraf Devletlerin en az üçte birinin Konferans yapılmasını istemesi durumunda, Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler himayesinde Konferansı toplayacaktır. Konferansta hazır bulunan ve oy veren Taraf Devletlerin çoğunluğu tarafından kabul edilen herhangi bir değişiklik önerisi onay için Genel Kurula sunulacaktır.
2. İşbu maddenin 1 inci fıkrasına uygun olarak kabul edilen bir değişiklik önerisi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından onaylanıp Taraf Devletlerin üçte iki çoğunluğunca kabul edildiğinde yürürlüğe girecektir.
3. Yürürlüğe giren bir değişiklik önerisi, öneriyi kabul eden Taraf Devletler için bağlayıcılık kazanacaktır. Diğer Taraf Devletler ise, işbu Protokolün hükümleri ve daha önce kabul etmiş oldukları herhangi bir değişiklik ile bağlı kalmaya devam edeceklerdir.
Madde 17 –
1. İşbu Protokolün, eşit derecede geçerli olan Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri Birleşmiş Milletler arşivlerinde saklanacaktır.
2. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri işbu Protokolün onaylı örneklerini Sözleşmeye Taraf tüm Devletlere ve Sözleşmeyi imzalamış bulunan Devletlere iletecektir.
Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve
Çocuk Pornografisi ile İlgili İhtiyari Protokolün Onaylanması
Sırasında Türkiye Cumhuriyeti Tarafından Yapılan Beyanın Metni
Türkiye Cumhuriyeti işbu İhtiyari Protokolün hükümlerini yalnızca tanıdığı ve diplomatik ilişki kurduğu Taraf Devletlere karşı uygulayacağını beyan eder.
 

Çocuk Haklarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi

Çocuk Haklarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 32.maddesi uyarınca da, taraf devletler, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ya da toplumsal gelişmesine zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı koruma sağlayacaktır. Bu sözleşmenin 34.maddesine göre ise,
çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını,
çocukların fuhuş ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini,
çocukların pornografik nitelikteki gösterilerde ve malzemede kullanılmasını önlemek amacıyla ulusal ve ulusal arası düzeyde gerekli her türlü önlemi alırlar.
18.05.2001 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanıp ülkemiz bakımından da yürürlüğe giren ve 17.06.1999 tarih ve 182 sayılı ILO sözleşmesinden, temel haklara ilişkin bir sözleşme olan “Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Sözleşmesi” uyarınca da çocukların cinsel istismarının etkin cezalandırmaya tabi tutulması gerekmektedir.
 
BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili Seçmeli Protokol
BM Genel Kurulu tarafından 23 Mayıs 2000 tarihinde imza, onay ve katılıma açılmış ve Türkiye tarafından da 9 Eylül 2000 tarihinde imzalanıp daha sonra onaylanarak yürürlüğe giren BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili Seçmeli Protokol “Çocuk pornografisinin internette ve diğer gelişen teknolojiler üzerinde erişilebilirliği artmıştır. O nedenle, Seçmeli Protokolle ülkeler, çocuk pornografisini, üretim, dağıtım, yayma, ithal ya da ihracını, sunumunu, satışını veya zilyetliğini yasaklamayı ve cezalandırmayı garanti etmişlerdir .(madde 3)”
 

Uluslararası Uygulamalar

ABD – Amerika Birleşik Devletleri

1996 yılında, Amerikan Kongresi tarafından, günden güne artan çocuk pornografisi eğilimi karşısında ve çocukların bu amaçla sömürülmesinin önüne geçilmesi maksadıyla, Çocuk Pornografisinin Önlenmesi Yasası çıkarılmıştır. Bu yasa ile Federal Temel Yasa’nın 18. Bölümünün 2252. maddesi’nde gerekli değişiklikler yapılarak, çocukların görüntülendiği pornografik yayın ve materyallerin elde bulundurulması veya internette yayınlanması yasaklanmıştır. Yasanın kapsamı, 1996 yılında yapılan bir değişiklikle, bilgisayarlar yoluyla oluşturulan çocuk görüntülerini de suç sayacak şekilde genişletilmiştir. Çünkü, gerçek çocuklara ait olmayan görüntüler, birtakım resim ve grafik programlar yoluyla ve teknolojinin sağladığı yeni imkanlar sayesinde, oluşturulabilmektedir ve mahkeme önüne gelen olaylarda, sanıklar tarafından, bunların gerçek bir çocuğa ait olmadığı iddia edilerek, yasanın amir hükümlerinden sıyrılmaya çalışılmaktadır. Kongre bu değişikliği yaparken gerekçesinde gerçek görüntüler ile sanal ortamda oluşturulan görüntüleri birbirinden ayırt etmenin zorluğuna dayanmıştır. Bundan böyle, hiçbir sanık, suç teşkil eden görüntülerin gerçek görüntü olmadığını veya bunların bilgisayar yoluyla yaratıldığını öne sürerek cezai sorumluluktan kurtulamayacaktır. 40
Ne var ki, Amerika Birleşik Devletlerinde, 8 Şubat 1996 tarihinde yürürlüğe giren, pornografik veya şiddet içerikli yayın sunucularına yönelik olarak 250 bin dolar veya iki yıla kadar hapis cezasını öngören Telekomünikasyon Kanunu’nun bu hükmünün Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülmüş ve Amerikan Yüksek Mahkemesi de, bu düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğuna karar vermiştir. Bu mahkemenin gerekçesine göre, demokratik bir toplumda serbest toplumsal fikir alışverişinin sağlayacağı toplumsal yarar, internet’te sansürün sağlayabileceği toplumsal yararla karşılaştırılamayacak kadar önemlidir. Böylece, Yüksek Mahkeme, internet’te servis sağlayıcıların41 ceza sorumluluğundan kurtulmak için bu tür yayınları sansüre tabi tutma yükümlülüklerinin Anayasaya aykırı olduğu sonucuna varmıştır.42 Amerikan Federal Yüksek Mahkemesinin verdiği bu kararda, bizzat çocukların kullanılmadığı ancak sanal bir şekilde çocukların yer aldığı pornografik yayınlar sanat özgürlüğü kapsamında değerlendirilmiştir.43 Halbuki sanal pornografinin suç haline getirilmesini öngören Siber Suç Sözleşmesini ABD de imzalamıştır. Belirtelim ki, 15.04.2002 tarihinde iptal edilen bu kanun hükmü, yalnızca sanal (virtual) pornografi açısından iptal edilmiştir. Ancak , pornograficinin hiçbir cinsel faaliyette bulunmayan gerçek bir çocuk resmini manipüle ederek , çocuğun adeta cinsel faaliyette bulunduğu izlenimini vermesi ABD’de halen yasaktır.44
Aynı şekilde, ABD’de internet üzerindeki çocuk pornografisinin önlenmesine dair 1998 tarihli “Çocukların Online Olarak Korunması Kanunu”, çocukların kullanıldığı pornografik materyalleri bulunduran ve teşhir eden ticari seks siteleri açan kişilerin 2 yıla kadar hapis ve 150 bin dolara kadar para cezası ile cezalandırılmalarını öngörmüştür. Ancak, interneti bloke ettiği gerekçesiyle bir çok sivil toplum örgütünün açtığı dava sonucu, Philadelphia Eyalet Yüksek Mahkemesi tarafından, 22 Haziran 2000 tarihinde, bu kanunun Anayasaya aykırı olduğuna karar verilmiş ise de,45 daha sonra 13.5.2002 tarihinde, internet üzerinde çocuk pornografisi ticaretini engellemeyi amaçlayan bu kanuna ilişkin olarak , Federal Yüksek Mahkeme, ilgili maddedeki kavramlardan “küçüklere zararlı materyalin belirlenmesinde esas alınan “ toplum standartları” kavramının Anayasanın 1.Ekini ihlal etmediğine hükmetmiştir.46
Amerika Birleşik Devletlerinde, bilişim suçlarıyla ve internet üzerinden gerçekleşen çocuk pornografisi ile mücadele konusunda şu kurumlar faaliyet göstermektedir:
1– FBI National Infrastructure Protection Center
2– FBI Computer Crime Squad
3– Information Technology Association of America
4– Trap and Trace Center Authority
5– Carnegie Mellon’s Emergency Response Team
6– Commision of Critical Infrastructure Protection
7– CIA Information Warfare Center.
 

NCMEC (National Center for Missing & Exploited Children)

NCMEC - National Center For Missing & Exploited Children - Çocuk Pornografisi

NCMEC – National Center For Missing & Exploited Children – Çocuk Pornografisi


Türkiye’de son yıllarda Türk Ceza Kanunu 226/3 maddesi kapsamında müstehcenlik/çocuk pornografisi kapsamında yapılan soruşturmaların büyük bir kısmında NCMEC (National Center for Missing & Exploited Children) tarafından hazırlanan raporlara göre işlemlerin başlatıldığı görülmektedir.
NCMEC (National Center for Missing & Exploited Children) : ABD Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi (NCMEC) olarak Türkçe’ye çevirilen bu kuruluşun resmi internet sitesi http://www.missingkids.com/
 
(NCMEC) Amerika Birleşik Devletleri Kongresi tarafından desteklenen 1984 yılında kurulan özel ve kar amacı gütmeyen bir organizasyondur. Eylül 2013 yılında ABD Temsilciler Meclisi, Amerika Birleşik Devletleri Senatosu, ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı fon desteği yetkisini verdi.  NCMEC genel sekreteri Patty Wetterling’dir.

Google, günden güne yaygınlaşan ve büyük bir tehlike olarak değerlendirilen çocuk pornosuna karşı savaş açtı.
Google, Youtube’un telif hakları alınmış videoların tesbitinde kullandığı teknolojiyi çocuk pornosu videolarında kimlik tespiti için kullanıyor. Yapılan tespitler “US National Center for Missing & Exploited Children” (NCMEC) (Kayıp ve sömürülen çocuklar merkezi) isimli resmi makama gönderilecek.
NCMEC, yaptığı açıklamada internette yasadışı pornografik içerik barındıran 13 milyon civarında video ve resim bulunduğunu açıklamıştı.
Araştırmacı bilim adamı Shumeet Baluja, yaptığı açıklamada Google’ın bu önemli adımının, NCMEC analistlerinin internet üzerinden yasadışı yayın yaptığını tespit ettiği ve yakalamaya çalıştığı bazı kişilerin bulunmasını kolaylaştıracağını söyledi.

kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/google-pornoyla-savasiyor-8760306 22 Nisan 2008
 

Bilişim devi Microsoft, internette dolaşan ve çocukların bulunduğu cinsel içerikli görüntülerini daha iyi tespit etmeye olanak sağlayacak yeni bir yazılımı Amerikan makamlarının kullanımına sundu.
Amerikan kayıp ve sömürülen çocuklar araştırma merkezi (NCMEC) yetkilisi Ernie Allen, programın hizmete girmesi sebebiyle yaptığı açıklamada, yazılımın çok isabetli olduğunu, çünkü çocuk pornosunun internetle birlikte patladığını belirterek, “Suçlular tutuklanıyor, ama görüntüler hala internette kalıyordu” dedi.
Microsoft’un mühendislerinin New Hampshire’daki Dartmouth Üniversitesi bilgisayar bölümünden Profesör Hany Farid ile geliştirdikleri program, içinde çocukların bulunduğu bir pornografik filmin özelliklerini tanımaya olanak sağlayacak bir tür genetik parmak izi tespit ediyor.
Bilişim devinin adli direktörü Brad Smith de yazılımın hizmete girmesi sebebiyle yaptığı açıklamada, “Eğer bir şeyler yapmamıza olanak sağlayan teknolojiye sahipsek, insanların bu görüntüleri internette dolaştırmalarına izin veremeyiz” dedi.
Smith, bu yazılımın, sadece arama motorları tarafından referans gösterilen görüntüleri değil, özel elektronik postalarda dolaşanları da analiz edebilmesini istediklerini söyledi.
PhotoDNA adlı yazılımın, yakında tüm dünyadaki internet sağlayıcılarına dağıtılması bekleniyor.
kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/cocuk-istismarini-bitirecek-13229842 17 Aralık 2009

 
2007 yılından bu yana internette çocuk pornosunun azaltılması amacıyla internet sektörünün üyeleriyle işbirliği yapan NCMEC’in verilerine göre, Aralık 2009’dan itibaren, emniyet teşkilatı tarafından çocuk pornosu kurbanı olarak gösterilen çocukların yüzde 40’ı ergenlik öncesi yaşta,yüzde 5’i de bebeklerden oluşuyor.
Açıkça çocuk pornosu içeren URL’ler, kamu ve elektronik servis sağlayıcılar tarafından NCMEC CyberTipline sitesine bildirilirken, NCMEC analistleri, bu internet sayfasını inceleyip, emniyete sunulmak üzere rapor hazırlıyor.
7 gün içinde herhangi hukuki yaptırıma gidilmezse, NCMEC çocuk pornosu görüntülerinin hala yayınlanıp yayınlanmadığına karar vermek için internet sayfasını tekrar ziyaret ediyor. Görüntüler yayınlanıyorsa, sitenin adresini günlük URL listesine ekliyor.
NCMEC, internet sayfalarını listeye alırken belli tanımlamalar kullanıyor. Bunlar arasında “kötünün kötüsü”, çocuk pornosu içeriği ve cinsel istismara uğrayan ergenlik öncesi çocukların en uç görüntüleri yer alıyor.
URL listesi, NCMEC ile mutabakat anlaşması imzalayan Elektronik Servis Sağlayıcılara (ESS) gönderiliyor. ESS’ler söz konusu içeriğin sistemlerinde bulunmadığından emin olmak için listeyi kullanıyor. Listeye dahil edilme kriterlerini karşılayan aktif URL’lerin güncellenmiş bir listesi, katılımcı elektronik servis sağlayıcılara her gün ulaştırılıyor.
kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/trend-micro-cocuklari-dusundu-14704589 12 Mayıs 2010

ABD merkezli çocuk hakları kuruluşu NCMEC, Türkiye’deki internet kullanıcılarının sosyal medyada paylaştıkları ve çocukların sünnet ya da tatil görüntülerinin yer aldığı bazı ‘komik’ caps’lerin de içinde olduğu 20 bin fotoğrafı, ‘çocuk pornosu’ şüphesiyle Türk polisine ihbar etti. Polis, bu fotoğrafları sosyal medya hesaplarında paylaşanların ifadelerini almaya başladı.
Habertürk’ten Yusuf Doğan’ın haberine göre, çocuk istismarıyla ilgili olarak Facebook, Twitter gibi sosyal medya ağlarını ve internet portallarını denetleyen ABD merkezli National Center For Missing And Exploited Children (NCMEC) adlı teşkilat, tüm dünyada çocuk pornosuna karşı savaş veriyor.
Sosyal medya portallarına, çocuk istismarı vakalarını kendisine bildirme zorunluluğu getiren NCMEC, bu konuda onlarca ülkeyle de ortak çalışıyor. Türkiye de NCMEC’nin işbirliği yaptığı ülkelerden biri. İnternet ortamında paylaşılan görselleri denetleyen NCMEC, uygunsuz bulduğu içeriği, yayının yapıldığı ülkenin polisine ihbar ediyor.
TÜRKİYE’YE 20 BİN İHBAR
NCMEC, bugüne kadar Türkiye’deki Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’na 20 bine yakın ‘çocuk pornosu’ görseli ihbarında bulundu. İhbarları değerlendiren Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, ilgili görsellerin internet ortamına yüklendiği şehrin polisine bilgi veriyor. Polis de fotoğraf ya da caps’i paylaşan kişinin ifadesini alı- yor. 20 bin ihbara konu olan paylaşımların çoğu, İstanbullu internet kullanıcılarına ait. Bu yüzden İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, son 6 ayda kendilerine ulaşan 2 bin 500 ihbarla ilgili inceleme başlatmış durumda. Polisin incelemesi sonucunda ‘çocuk pornosu’ şüphesi taşıyan sadece 200 ihbar tespit edilirken, bu paylaşımları gerçekleştirenlerin evleri aranarak bilgisayarlarına el konuldu.
CAPS’LERE DE GÖZALTI
Ancak NCMEC’den Türkiye’ye ‘çocuk pornosu’ şüphesiyle yapılan ihbarların önemli bir bölümünün, sünnet törenleri ile tatillerde çekilen çocuk fotoğrafları veya ‘eğlenceli’ diye paylaşılan çocuk caps’leri olduğu belirlendi. Polis, bu fotoğrafları sosyal medya hesaplarında paylaşanların ifadelerini de almaya başladı.
1984’TE KURULDU
NCMEC, kayıp ve sömürülen çocukları bularak, onlara yardım etmek amacıyla 1984’te kuruldu. Çocuk mağduriyetini ve cinsel istismarını engellemek amacındaki NCMEC’in çalışma alanı, teknolojiyle birlikte genişledi. Uzun zamandır internet trafiğini de izleyen teşkilat, işbirliği yaptığı ülkelerin kolluk kuvvetlerine ihbarda bulunuyor.
kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/cocuk-caps-leri-paylasanlara-gozalti-29326898 19 Haziran 2015

Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlar Dairesi Başkanlığı’nın Bilişim Yolu ile Çocuğun Cinsel İstismarı/NCMEC konulu yazılarıyla NCMEC (National Center for Missing & Exploited Children) ABD Ulusal Kayıp ve Sömürülen Çocuklar Merkezi (NCMEC) üye servis sağlayıcılarının facebook, twitter gibi bildirdiği çocuk pornografisi yüklemelerini düzenli olarak raporladığı, Çocuğun Cinsel İstismarı konulu CyberTipline (Çocuk İstismarı Raporlama Sistemi) raporuna istinaden gönderilen IP (İnternet Protokol) Numarası ve diğer veriler üzerinden yapılan inceleme ve tespit sonrasında belirlenen kişinin ev veya işyerinde arama yapılarak bilgisayar,cd-rom, hardisk, flashdisk, hafıza kartı gibi materyaller üzerinde inceleme yapıldığı gözlemlenmektedir.
Bu işlemler için İl Valilikleri ve Emniyet Müdürlükleri’ne bağlı Siber Suçlarla Mücadele Müdürlükleri aracılığıyla yazışma yapılarak yasal sürecin başlatılması sağlanmaktadır.
Adli Kolluk Birimi Ceraim Numarası verilmekte ve bundan sonra ilgilinin bulunduğu yer BaşSavcılığı tarafından görevlendirilen savcı tarafından genellikle aşağıdaki talimatlar verilmektedir.

  • Suç konusu olayı gerçekleştiren şüpheli ya da şüpheli şahısların tespitine yönelik çalışma yapılması,
  • Şüpheli şahısların tespiti için tüm özel ve kamu kurumlarıyla yazışma yapılması
  • belirtilen IP numarasının adresinin kullanıcı kimlik bilgilerinin tespit edilmesi

Bundan sonra soruşturma başlatılmakta, Sulh Ceza Hakimliği’nden arama kararı talep edilmekte ve ilgili kişinin işyerinde, evinde veya arabasında fiziki arama yapılmaktadır.
Yapılan bu incelemerin çoğunda ihbar raporunda belirtildiği türden çocuk pormografisi görüntüleri içeren fotoğraf ve video kayıtlarına rastlanılmaktadır.
Emniyet birimlerince yapılan incelemelerde encase ve benzeri teknik yazılımlar kullanılarak silinmiş klasörlerden dahi çocuk pornografisi görüntüleri içeren fotoğraf ve video kayıtlarına ulaşılmakta ve bunlar rapor haline getirilip Savcılara ve Hakimlere sunulmak üzere Mahkemelere verilmektedir.
Dijital materyallerin incelenmesi veri bütünlüğünün korunması suretiyle yazma korumalı olarak (Write Blocker) imajının (biebir kopyasının) alınmasından sonra silinmiş klasörler de dahil olmak üzere yapılmaktadır.
 

İngiltere :

İngiltere’de, çocuk pornografisi konusunda büyük bir duyarlılık gösterilmiştir.Yapılan yasal değişikliklerle pornografik materyallerle mücadele edilmiştir. Hatta, internet yoluyla da olsa çocuk pornografisi ile ilgili fotoğraf ve materyallere sahip olmak suç haline getirilmiştir. 47
Bu ülkede, Cybercops olarak adlandırılan polisler, çocuk pornosuyla mücadelenin yanı sıra bu kanalla yapılan yasa dışı ticaret, bilgisayar programlarına girme ve kart yolsuzluğuyla da mücadele etmektedirler.48

Fransa :

Fransa’da, küçüklere yönelik olmamak şartıyla pornografi suç teşkil etmemektedir. Buna karşılık, 1994 tarihli yeni Fransız Ceza Kanununa göre, (m.227-24) pornografik ve şiddet içerikli yayınların, interneti de kapsayacak şekilde hangi araçla olursa olsun küçükler tarafından erişilebilir kılınması suçtur. Ayrıca, bu kanunda bir küçüğün pornografik nitelikteki resimlerinin kaydedilmesi ve internet de dahil, hangi araçla olursa olsun yayınlanması ve iletilmesi suç sayılmıştır (m.227-23). Yine, internet üzerinde çok sık rastlanan, ünlü kişilerin yüzlerinin pornografik fotoğraflara monte edilmesi ve elde edilen montaj pornografik fotoğrafların internet üzerinden yayınlanması da suç olarak düzenlenmiştir. (m.226-8) 49
Fransız hukukunda internet erişim sağlayıcılar ile servis sağlayıcıların cezai sorumluluğu konusuda düzenlenmektedir. Buna göre, erişim sağlayıcıların cezai sorumluluğu iki gerekçeyle kabul edilmemektedir: Birinci gerekçeye göre, bunların durumu, internet’teki hukuka aykırı verilerden dolayı iştirak kurumu çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, erişim sağlayıcı, bağlantıyı kendi abonelerinin hizmetine sunmakta, buna karşılık, abonesi olmayan suç faili ile fiili veya hukuki bir ilişkiye girmemektedir. Gerçekten, içerik sağlayıcıların, hukuka aykırı verilerini ağ üzerine koymak için erişim sağlayıcıların müdahalesine ihtiyaçları yoktur. Bu nedenle, erişim sağlayıcıların bağlantı kurması, suça maddi iştirak olarak kabul edilemez. İkinci gerekçeye göre ise, internet üzerinde mevcut bulunan tüm bilgilerin hukuka aykırı nitelikte olup olmadıklarını bilemeyen erişim sağlayıcıları, şerik olarak da sorumlu tutulamazlar.Kaldı ki, erişim sağlayıcıların, genellikle yabancı ülkelerde bulunan sunucular üzerinde barındırılan hukuka aykırı bilgileri ortadan kaldırma konusunda teknik bir olanağa mutlak olarak sahip oldukları söylenemez. Bu olanağa sahip olsalar da, bulunduğu ülkede tamamen hukuka uygun olan bazı verilerin ortadan kaldırılmasının kendilerinden istenmesi doğru değildir. Ayrıca, erişim sağlayıcıları tarafından, hukuka aykırı bazı verilere abonelerinin erişmesine engel olunması, bilgileri denetleme ve teknik olarak sunumu önleme olanaklarına sahip olmama dolayısıyla imkansızdır.50
Buna karşılık, Fransız İletişim Özgürlüğü Kanununa göre(m.43-8), servis sağlayıcıları ise, adli bir makam tarafından bildirilmesine rağmen harekete geçmeyerek hukuka aykırı içeriği engellemedikleri takdirde cezai ve hukuki olarak sorumlu tutulabilirler.51 Bu hukuk sistemine göre, içeriğin adli bir makam tarafından hukuka aykırı olduğunun kendisine bildirilmesinden itibaren servis sağlayıcı, artık hukuka aykırılıktan haberdar olmadığını ileri süremez ve suça ilişkin olarak sorumlu olur.52
Teknolojik suçlarla mücadele amacıyla devletin birden fazla kurumunda özel birimler kurulmuştur. Buna göre,
1 – Haberleşme Güvenliği Sistemleri Merkez Birimi ( DCSSI )
2–Haberleşme Teknolojisi Kullanılarak Yapılan Dolandırıcılıkların Soruşturulması Birimi ( SEFTI )
3 – Bilgisayar Ortamında İşlenen Suçların Bastırılması Birimi ( BCRCI )
4 – Jandarma Genel Komutanlığı Suç Araştırmaları Enstitüsü (IRCGN)
5 – Fransız İstihbarat Örgütü (DST)
6 – İletişim ve Enformasyon ve Teknolojilerinin Kullanımı Suretiyle İşlenen Suçlarla Mücadele Bürosu.
Bu birimler, diğer bilişim suçlarının yanı sıra özellikle son zamanlarda büyük bir artış grafiği gösteren internet üzerinden çocuk pornografisi yayını ve ticareti alanında da ile diğer ülkelerle işbirliği yapmak suretiyle mücadele etmektedirler.

Almanya:

Almanya’da da çocuk pornografisi konusunda gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Hatta internet servis sağlayıcıları ve erişim sağlayıcıları konusunda da ayrıntılı hükümler de öngörülmüştür. Alman Teleservisler Kanununa göre (m.5/3), internet erişim sağlayıcıları53, müdahale etme bakımından teknik olanaksızlıklara sahip oldukları için ve internet’teki bilgilerin dışarından anlaşılması da mümkün olmadığı için, erişim sağlayıcıların cezai sorumlulukları yoktur.54 Aynı şekilde bu kanun, otomatik şekilde ve kısa süreli olarak yabancı içerikleri bilgisayarda tutmayı da bir tür geçiş niteliğinde sayarak böyle durumlarda da sorumluluğun doğmayacağını belirtmiştir.55 Ancak, bu kanunda 14.12.2001 tarihinde yapılan bir değişiklikle, erişim sağlayanların kural olarak kısa süreyle yapılan depolama işleminden sorumlu tutulamayacağı açıklanmış; bilgilere müdahale etmesi, teknik şartlara uymaması ve kısa süreli olarak depoladığı bilgilerin ilk kaynak noktasında ağa girişinin kapatıldığını veya silindiğini öğrenmesi veya bilgilere ilişkin hukuka aykırılığın bir mahkeme veya idari bir makam tarafından bildirilmesine rağmen yayından kaldırmayarak muhafazaya devam etmesi durumlarında ise servis sağlayıcılar gibi sorumlu tutulacağı öngörülmüştür.56 Nitekim, Almanya’da çocuk pornografisi konusunda,1995 yılı Sonbahar ayında, Münih Savcılığı tarafından, Amerikan kaynaklı çocuk pornografisi neşrinin ihmali surette engellenmemesi dolayısıyla açılan bir davada erişim sağlayıcı şirket genel müdürü 2 yıl hapse mahkum edilmiş ve cezası ertelenmiştir. Ancak bu ceza, 1999 yılında , bir üst mahkemece firmanın yabancı içerikten sorumlu olmayacağı gerekçesiyle kaldırılmıştır.57 Alman doktrininde de , Alman firma genel müdürünün Amerikan kaynaklı verilerin internet üzerinde engelleyebilme imkanının son derece sınırlı olduğundan hareketle yerel mahkemenin kararı eleştirilmiştir.58
Buna karşılık, Alman Teleservisler Kanununa göre (m.5/2), servis sağlayıcıları ise, her hangi bir yoldan suç oluşturan bilgilerin kendi bilgisayarında bulunduğunu öğrenir öğrenmez bunu engellemek için gerekli tedbirleri almak durumundadırlar.Bu içeriğin niteliğini bildikleri ve teknik olarak bunu engelleme olanağına sahip bulundukları takdirde sorumludurlar.59 Zira, servis sağlayıcıları, içerik sağlayıcılara birer parola vermekte, onlar da, bu parola sayesinde doğrudan doğruya kendilerine özgü olarak oraya girmekte ve bütün bilgilerini servis sağlayıcısının bilgisi olmaksızın değiştirebilmekte, ortadan kaldırabilmekte veya eklemede bulunabilmektedir.60 Gerçekten, web sitesinde günde bir çok kez on binlerce resim, yazı, grafik ve diğer unsurları güncelleştirme durumu oluşabilmekte;bu nedenle servis sağlayıcıları çok sayıda veri bulunduğu için suç teşkil eden durumları bilmeyebilmektedirler.61 Servis sağlayıcıları, kendi sunucuları üzerinden internet ortamına aktarılacak sayfa ve siteleri içeren FTP-sunucuları gibi, bir işleteni bulunan (moderated) haber gruplarını barındırdıklarında da, yabancı içerikler üzerinde sınırlı da olsa bir denetim gücüne sahiptirler.62 Bu nedenle, servis sağlayıcıları, herhangi bir yoldan suç oluşturan bilgilerin kendi bilgisayarında bulunduğunu öğrenir öğrenmez, bunu engellemek için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar. Nitekim, servis sağlayıcının sunucularında çocuk pornografisine ilişkin olarak suç teşkil eden materyalleri bulundurduğu ve internet üzerinden yayınladığı iddiasıyla, 28 Mayıs 1998 tarihinde Almanya’nın Bavyera eyaletinde açılan “Somm” davasında da servis sağlayıcının, teknik olarak yasadışı materyalleri önleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi tarafından verilen ceza, Münih Bölge Mahkemesince kaldırılmıştır.63

İtalya :

İtalya’da, Kişiye Karşı İşlenen Suçlar kısmında “Bireysel Kişiliğe Karşı Suçlar” başlıklı bölüme, çocuğun kişi hürriyetini korumak, onun fiziki ve psikolojik gelişmesine karşı kişiliğine zarar veren fiilleri cezalandırmak üzere, çocuk pornografisi ve çocuk ticareti, çocuğun fuhşa sevki gibi konularda 3.8.1998 tarih ve 269 sayılı kanunla İtalyan Ceza Kanunu’na birtakım hükümler eklenmiştir. Gerçekten, İtalyan Ceza Kanunu’nun 600ter maddesine göre, 18 yaşından küçükleri, pornografik filmlerde kullanmak veya pornografik materyalleri üretmek amacıyla istismar eden kimse, 6 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 50 milyon liretten 500 milyon lirete kadar para cezasına çarptırılır. Aynı ceza, bu tür pornografik materyallerin ticaretini yapan kimseye de uygulanır. Bu iki durum dışında, internet dahil herhangi bir araçla bu tür materyalleri dağıtan, yayan veya yayınlayan yahut 18 yaşından küçükleri cinsel istismara veya cezbetmeye yönelik bilgiler veya haberler yayan veya veren kimse, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 milyon liretten 100 milyon lirete kadar para cezasına çarptırılır. 64 Yukarıda belirtilen her üç durum dışında, bedava dahi olsa, 18 yaşından küçük olanların istismarıyla üretilen pornografik materyalleri bilerek başkalarına veren kimse hakkında, 3 yıla kadar hapis cezası veya 3-10 milyon liret arası ağır para cezası uygulanır. Ayrıca, İtalyan Ceza Kanunu’nun 600quater maddesi de, 600ter maddesinde düzenlenen durumlar dışında bilerek bu tür pornografik materyalleri temin eden veya hazır bulunduran kimsenin de, 3 yıla kadar hapis veya 3 milyon liretten aşağı olmamak üzere para cezasına tabi tutulmasını öngörmektedir.65
İtalya’da bilgisayar suçları ile mücadele için 30 Mart 1998 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Posta ve İletişim Güvenliği Daire Başkanlığı görevlendirilmiştir. Başkanlık bünyesinde Personel-Lojistik ve Teknik olmak üzere iki bölüm mevcuttur. Taşrada ise 20 ilde doğrudan başkanlığa bağlı görev yapan ofisler bulunmaktadır. Operasyonel işleve sahip olan teknik bölümde mühendisler, bilişim teknisyenleri ve örgütlü suç, terörizm ve çocuk pornografisi gibi konularda uzmanlaşmış dedektifler görev yapmaktadır.66

Polonya:

Polonya’da da, çocuk pornografisi yasaklanmıştır. 1997 tarihli Polonya Ceza Kanunu’na göre (m.200/2), çocukların cinsel yönden sömürülmesine engel olmak amacıyla, küçük çocukların katılımıyla gerçekleştirilen resim,film, video bantları gibi pornografiler cezalandırılmaya tabi tutulmaktadır. Bu suretle, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, pedofili(çocuk fuhşiyatı) ile tüm görünümleriyle mücadele etmek amaçlanmaktadır. Aslında, pornografilerin kamuya sunulmasıyla, bunları algılamak istemeyenlerin de bu tür eserleri algılamaya zorlaması dolayısıyla pornografik eserlerin kamuya sunuluşu da yasaklanmaktadır(m.202)67 Ağır pornografi olarak da ifade edilen, 15 yaşın altındaki çocuğun katılımıyla, şiddet ya da hayvanların kullanılmasıyla yapılan cinsel sahneleri içeren pornografinin yapımı ve yayılması da genel olarak suçtur.(m.202/3)68

Hollanda :

Hollanda’da, internet üzerinden yapılan dağıtımını engellemek ve çocuk pornografisi ile etkin bir şekilde mücadele etmek amacıyla, modern dijital tekniklerle çocuk görüntülerini manipüle ederek, gerçekte olmadığı halde varmış gibi cinsel sahnelerin içinde gösteren porno görüntülerinin dağıtım ve ticaretinin de ceza kapsamına alınması ve çocuk pornosu üretimi ve dağıtımı ile uğraşanlara verilecek cezaların üst sınırının 4 yıldan 6 yıla çıkarılması için yasal değişikliklere gidilmektedir. Ayrıca, bu yasal değişiklikle kanundaki çocuk tanımındaki yaş sınırı,16’dan 18’e çıkarılması öngörülmektedir.69
1993 tarihli ‘Computer Crime Act’ yasalaşmadan önce Hollanda polisi bilgisayar suçları ile mücadele için özel bir birim kurmuştur. Üç pilot bölgede yapılan uygulamalardan sonra bölgeler arası bilgisayar suçlarıyla mücadele birimi oluşturulmuştur. Bilgisayar suçları birimleri Adalet Bakanlığına bağlı kriminal labaratuvarları, ‘Information Technology and Crime Department of the National Criminal Intelligence Division ve Detective’s Training Collage ile birlikte çalışmaktadırlar. Konunun uzmanları, siber suçlarla ilgili olarak takip edilen yöntemin, diğer suçlarla temelde aynı olduğunu, tespit edilen suçlarla ilgili işbirliğinin adli yardımlaşma çerçevesinde gerçekleştirildiğini ifade etmişlerdir.70 Hollanda polisi, internet suçlarıyla mücadele için de ayrı bir birim oluşturma kararı almış, ilk aşamada 15 kişiden oluşacak ve 5’i internet alanında uzman polislerden seçilecek ekip, hem internet üzerinden yapılan ve suç sayılan işlemleri belirleyecek, hem de bu kanalla işlenecek suçları önlemeye çalışmıştır. Cybercops olarak anılan polisler, çocuk pornosuyla mücadelenin yanı sıra bu kanalla yapılan yasa dışı ticaret, bilgisayar programlarına girme ve kart yolsuzluğuyla da mücadele etmektedirler.71

İspanya :

İspanya’da Enformasyon Teknolojilerindeki Suçları Araştırma Birimi adı altında faaliyet gösteren emniyet görevlileri, teknoloji, iletişim, telekomunikasyon ve çocuk pornografisi alanlarında işlenen suçları ve ortaya çıkan şikayetleri takip etmektedirler.72

Japonya :

Bu ülkede yapılan yasal düzenleme ile, siber suçlar alanında çocuk pornografisi de suç kapsamına alınmıştır. Kabul edilen kanun, çocuk pornografisi materyallerinin üretimini, alım ve satımını cinsel suç olarak değerlendirmiştir. Bu kanun ile, çocuklara yönelik her türlü pornografik materyalin satış, dağıtım, üretim, bulundurma ve ticaretini yapanlara üç yıl hapis ve 24.400 dolar para cezası öngörülmektedir.73
Siber suçlarla ilgili olarak 1999 yılında özel bir birim kuran Japonya, öncelikli hedef olarak çocuk pornografisi içeren siteleri seçmiş; Tokyo Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı olarak çalışan birim, beş sene içinde 13 kat artan internet suçları ile mücadele ederek normal düzeye çekmeye çalışmıştır.74

Malezya :

Malezya’da teknolojik suçlara ilişkin kanunlar şunlardır: Dijital Signature Act, Multimedia Convergence Act, Computer Crime Act, Telemedicine Development Act. Bu kanunlarda yer alan bilgisayar suçları arasında, çocuklara yönelik istismar ve müstehcenlik de yer almaktadır. Malezya’da siber suçlarla mücadele, Haberleşme, Multimedya ve Enerji Bakanlığı’nın sorumluluk alanına girmektedir.

Rusya :

Rusya’da bilgisayar üzerinden işlenen suçlar konusunda iki yıl öncesine kadar bir düzenleme bulunmamaktaydı. Ancak, G-8 ülkelerinin 1997 yılında Washington’da yaptıkları Adalet ve İçişleri Bakanları toplantısında kabul edilen bildiriyle “Ulusal Temas Noktaları” oluşturulmasına karar verilmiş ve İçişleri Bakanlığı bünyesinde bir temas noktası oluşturulmuştur. “R dairesi” olarak adlandırılan bu bölüm, ülke içindeki güvenlik ve yargı organları ile ve diğer ülkelerdeki karşıtları ile doğrudan temas halinde bulunmaktadır. Rusya İçişleri Bakanlığı, internet üzerinden suç ve suçluların takibi için delillerin korunması amacıyla internet hizmeti sağlayan servislerle işbirliği yapmakta; internet firmalarına verilerini 6 ay saklama ve yargı makamlarının talebi olduğu takdirde söz konusu verileri ilgili makamlara sağlama zorunluluğu getirmiştir.

İsrail :

İsrail Emniyet Müdürlüğü, bilgisayar üzerinde işlenen suçlarla 1996 yılında ilgilenmeye başlamış ve güvenlik teşkilatının içinde Bilgisayar Suçları Bölümü kurmuştur. Birimdeki bu görevliler, bilgisayar konusunda eğitimden geçirilmiş polislerden oluşmakta; gerektiğinde diğer polis birimlerince yürütülen soruşturmalara da yardımcı olmaktadırlar. İsrail hükümeti, bilgisayar suçlarıyla mücadele konusunda başta ABD olmak üzere, pek çok Avrupa ülkesiyle işbirliği anlaşması imzalamıştır.75
http://www.turkhukuksitesi.com/makale_154.htm
“Bilişim Suçları İçinde Çocuk Pornografisi Ve Mücadele Yöntemleri” başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Stj.Av.Cengiz Analay – Dr. Recep Gülşen’e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
 

Yargıtay Kararları

Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2013/2283 E. , 2014/11906 K. 30.10.2014 tarihli kararı

Tebliğname No : 14 – 2011/410473
MAHKEMESİ : Uşak 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 26.10.2011
NUMARASI : 2011/112 Esas, 2011/438 Karar
SUÇ : Müstehcenlik

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, içinde çocuk pornografisi olan hard disk ve CD’leri bulundurma şeklinde gerçekleşen eyleminin tek suç oluşturduğu, ürün sayısının TCK.nın 61. maddesince temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınabileceği gözetilmeden, sanık hakkında uygulama yeri olmayan zincirleme suç hükümlerinin tatbiki ile fazla ceza tayini,
Dosya kapsamına göre, İl Adli Yargı Adalet Komisyonu Bilirkişi Listesinde yer alıp almadığı tespit edilemeyen ve mahkemece re’sen tayin edildiği anlaşılan bilirkişi R.. A..’a 5271 sayılı CMK.nın 64/6. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 64/5. maddesi uyarınca usule uygun şekilde yemin verdirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve görüntülere ilişkin tespitin yeterli ve tam kanaat verici olmaması karşısında; CD’lerin usule uygun şekilde atanan bilirkişiye tevdii edilerek müstehcen içerikte olup olmadığı konusunda denetime olanaklı şekilde rapor aldırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/15358 E. , 2014/6283 K. 08.05.2014 tarihli kararı

Tebliğname No : 14 – 2011/332389
MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 31.05.2011
NUMARASI : 2010/640 Esas, 2011/302 Karar
SUÇ : Müstehcenlik
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın bilgisayarında bulunan dört adet çocuk pornografisi ile doğal olmayan yoldan ve hayvanla yapılan cinsel davranışlar içeren görüntüleri bulundurmaktan ibaret eyleminde, duruşmada alınan beyanında aylık 700 TL ücretle çalışan işçi olduğunu bildiren sanıkla ilgili TCK.nın 61. maddesindeki hususlar göz önüne alınıp cezanın belirlenmesinde TCK.nın 3/1. fıkrasındaki hakkaniyet ve orantılılık koşulu nazara alınarak alt sınırdan makul oranda uzaklaşmak gerektiğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
29.09.2010 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığa ait 38 adet CD ve DVD içinde müstehcen görüntü bulunmadığının belirtilmesi karşısında eşyanın sanığa iadesi yerine müsaderesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, belirtilen nedenle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/4188 E. , 2014/1534 K. 12.02.2014 tarihli kararı

Tebliğname No : 5 – 2011/31936
MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11.02.2010
NUMARASI : 2008/362 Esas, 2010/102 Karar
SUÇ : Müstehcenlik
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında Beyoğlu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 207/305 Esas sayılı dosyasına konu müstehcenlik suçuna ilişkin soruşturma yapılırken sanığın evinde 14.07.2007 tarihinde arama yapıldığı ve bilgisayarının hardiskinde çocuk pornografisine ilişkin görüntülerin bulunduğu, incelemeye konu dosyamızda ise Avusturya interpolü tarafından 20.02.2007 tarihinde sanığın www.speedshare.org isimli internet adresinden çocuk pornografisine ilişkin materyalleri indirildiğinin belirtildiği ve 31.03.2008 tarihinde evinde yapılan aramada 05.05.2008 ve 16.11.2009 tarihli raporlardan anlaşıldığı üzere önceki bilgisayar harddiskinden başka nitelikte olan bilgisayar harddiskinde ihbara konu internet adresine erişimin sağlanmadığının tespit edilmesi karşısında sanığın Beyoğlu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/305 Esas sayılı dosyasında 20.02.2007 tarihinde anılan internet sitesine girerek çocuk pornografisi içeren materyal indirip indirmediğinin tespiti konusunda bilirkişi raporu alınması gerektiği gözetilmeden eksik bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 
 

 Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/15237 E. , 2017/3123 K. 12.04.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : TCK’nın 134/2, 62/1, 50/1, 52/2. maddeleri gereğin